AB, ortak değil, rakip görüyor

Yayın Tarihi: 27/04/26 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi, elbette bölgeye dair güç dengelerini değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor.

AB, ABD, İsrail, Rusya, Çin ve tabi ki Türkiye, yeni dengeler, yeni adımlar.

Suriye örneği ortada, son olarak da ABD, İsrail ortaklığı ve İran’a karşı başlatılan, şuan ne durumda olduğu pek de anlaşılmayan savaş.

ABD’nin, NATO’dan çıkmayı seslendirmesi, yeni bir birlik oluşturmanın adımlarını Filistin "Barış Kurulu" ile atmaya çalışması.

En başta AB’yi daha farklı yönlere ve politika geliştirmeye yönlendirdi, dedim ya, yeniden şekillenme, güç ve nüfuz dengesi için çok taraflı mücadele var.

Kıbrıs bu noktada çok çok önemli bir konumda.

Tüm AB ülkeleri burada, ABD, İsrail, İran savaşı ile ilgili olarak Kıbrıs Cumhuriyetinin güvenliği odaklı bir şekilde ada etrafında pozisyon almak ve bunu kaybetmemek istiyorlar.

Konu sadece savaş eksenli değil, bunu yukarı da yazdım.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in şu açıklamaları, başta Türkiye kamuoyu olmak üzere pek çok merkezde tartışılıyor;

“Avrupa kıtasını Çin, Rusya ve Türk etkisine bırakmamalıyız.”

Avrupa Birliği, hem ekonomik hem de siyasi olarak güç dengesi açısından konumunu korumakta zorlanıyor.

Avrupa bir birlik, hem de her konuda, en başta ekonomik, siyasi bir bütünlük, kurulma amacı bu.

Bu konular merkezinde Çin ve Rusya var.

Çin için şu değerlendirme yapılıyor;

“Ekonomik yatırımlar, altyapı projeleri ve teknoloji alanındaki büyümesiyle Avrupa’da etkisini artırıyor.”

Rusya için ise özetle;

“Enerji politikaları ve güvenlik meseleleri üzerinden Avrupa üzerinde baskı kurabiliyor.”

Ve bölgede ki Türkiye;

“Coğrafi konumu ve siyasi ilişkiler nedeniyle Avrupa için önemli bir bölgesel güç.”

Von der Leyen’in sözleri Türkiye, Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisinin artmasının, AB’nin bölgedeki gücünü zayıflatabileceği öngörüsünü ortaya koyuyor.

Yani bu ülkeler ortak veya Türkiye gibi üyeliğe aday olarak değil de, bir rakip olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

Türkiye bir rakip güç mü, stratejik ortak mı, üyeliğe aday olan bir ülke mi?

Soru bu.

Von der Leyen’in sözleri, başka yetkililerce değiştirilerek, yumuşatılarak yeniden şekillendirildi, ne kadar gerçekçi zaman gösterecek.

Biz meseleyi bu bağlamdan kopmadan, yine Kıbrıs sorununa getirelim.

AB ve Ursula von der Leyen’in, Kıbrıs sorununda ne kadar taraf olduğunu anlatmaya gerek yok.

İlk kez bu kadar görünür olan bir tutumdan bahsediyoruz.

Çünkü Kıbrıs çok önemli bir konumda.

Ve etki alanını kaybetmeyi hiçbir ülke istemiyor.

AB de seçimini yapmış ki Kıbrıs Cumhuriyeti de AB üyesi bir devlettir.

Doğal olarak da AB, Kıbrıs’taki gelişmeleri sadece bölgesel değil, kendi egemenliği içinde görüyor.

Fakat eksik olarak, bu tutumun içinde Kıbrıslı Türkler yok.

Kıbrıslı Türkler, diğer tarafta kabul ediliyor.

Kıbrıs denince, Türkiye’nin rolü de önemlidir tabi ki.

Yeni bir bölge şekillenmesi, her anlamda güçlerin, yeniden dengelenmesi demek.

Her gelişmeyi buna göre değerlendirmek gerekiyor.

Bundan sonra atılacak her adım çok taraflı olacak.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları