Bu iş Kontrolden çıkıyor dostlar...
Küçük bir kızımızın baş örtüsü ile derse girmek istemesi ve müdürün baygınlık geçirmesi baş örtüsü ile
ilgili tartışmaların yeniden alevlenmesine neden oldu. Bazı sendikalar Elçilik önünde eylem yapıyor.
Türkiye medyasından Yavru vatanı yerli Rumlardan kurtaramadık diye yayınlar yaparak halkı kışkırtıyor.
Gazimağusada Atatürke hakaret ettiği için tutuklanan kişiyi de unutmamak lazım.
Anlayacağınız son derece tehlikeli bir ateş sarmalının içine sürükleniyor KKTC. Hatta hatta bunun önü
alınmazsa Türkiyeli-Kıbrıslı tartışmaları da yakında alevlenebilir. Eylem boyutları büyüyebilir ve taraflar
arasında çatışma doğrurabilir. Hükümet son derece basit görünen ve büyümesine olanak tanımayan bir
anlayışla hareket ederse çok ciddi bir kavganın içerisinde bulabiliriz toplumun genelini.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın açıklamalarını okudum. Genel bir rahatsızlık açıklaması olarak yansıdı bu
kamuoyuna. Ancak Cumhurbaşkanı Sendikaları mı kastetti yoksa baş örtüsünü savunan kişileri mi
kasttetti, yoksa her iki tarafı mı kastetti açıkçası bu yazıda net olarak ortaya konmadı. Yani ben
anlamadım. Sn Başkan Cuma günü bende konuk olacak, mutlaka soracağım. Cumhurbaşkanı Tatar’I
tanırım, hassas bir devlet adamıdır. Toplumu bölmeye yönelik aktivite yapan hangi kesimler olursa olsun
gerekli yasal prosüdürü talep edecektir.
Daha önce de yazdım yine yazmakta sakınca görmüyorum. Beni tanıyan herkes bilir ki çok sağlam bir
Dergah aşkım vardır. Ben İslamı yaşamaya çalışan bir Kıbrıslı Türküm ve bir öğrencinin başı bağlı diye
sınıfa alınmamasını doğru bulmam. Ama bir dakika, kimse yanlış anlamasın bu yazdığımı ; eğer yasalar
okula baş örtülü giremezsiniz diyorsa da kızlarımız okul saatlerinde baş örtüsünü çıkaracak, okul sonrası
takacak ve böylelikle de bu sorun orta yerden kalkmış olacak. Baş örtüsü ile ilgili görüşüm de budur.
Türkiye’de okullarda baş örtüsü serbest. YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı geçen hafta bende konuktu;
Arıklı bana yasalara göre bir sakınca yoktur dedi ama bu iş gelip dayanıp bir ülkenin kültürüne
geleneklerine ve adetlerine bağlanıyor. Kıbrıs Türk halkı dindar bir halk değildir. Namazını kılar, orucunu
tutar ama içkisini de yeri geldi mi içer. Bizler toplum olarak rahat insanlarız. Dayatmalara zorlamalara
gelen bir halk değiliz. Bu nedenle KKTC’de Din olgusu hiçbir zaman tutmadığı gibi bu saatten sonra da
tutmaz. Bu konulardaki zorlamalar toplumu daha fazla din düşmanlığına iter.
Çok ilginç bir mühendislik sergileniyor ve KKTC’de baş örtüsü üzerinden ciddi bir ayrımcılık, bölücülük ve
kavga zemini yaratılıyor. Bu son derece tehlikelidir. Hükümet bu konuda gecikmeden tedbir almalıdır.
Aksi takdirde mesele hiç ummadığımız bir çatışma yapısının içine sürüklenebilir.
Benim gördüğüm bu mesele Türkiye’deki bazı basın kuruluşları tarafından da körüklenmeye başladı ve
yazının başında da yazdığım gibi uzun yıllar önce var olan ancak ortadan kalkmış olan bir Türkiyeli Kıbrıslı
ayrımcılığına sürükleyebilir bizi.”Siz Kıbrıslı Türkler zaten biz Türkiyelileri sevmezsiniz, istemezsiniz”
tartışmasına dönüşebilir.
Hatta karşılıklı olarak çok sert mitingelere eylemlere de dönüşebilir. Umarım Hükümetin elinde bir
reçetesi vardır ve her iki tarafı da kontrol altına alabilecek kışkırtıcı söylemleri ortadan kaldırabilecek bir
eylem planı sergiler.
Unutmayın ; Kıbrıs Türk halkının, Türk kardeşlerimizle hiçbir zaman bir sorunu olmamıştır, olmazda ama
Kıbrıslı Türkleri Rum tarafında yaşamaya gönderecek söylemleri de doğru bulmuyorum. Sendikalar da
eylemlerini Eğitim Bakanlığının önünde yapmalıdır, Lefkoşa Büyükelçiliğinin önünde değil.
Dinsizin hakkından İmansız gelir noktasına da düşmemeliyiz. Yeri gelmişken Hamitköy imamının da
açıklamasına değinmeden yazımızı tamamlamayalım ; Din İşleri Başkanlığı bu konuda bir soruşturma
açmalıdır. Bir Din adamının böylesine hassas konularda daha dikkatli açıklamalar yapması gerekir.
Sonuç olarak dostlarım bu tartışmalar toplumu bölme noktasına bir an da sürüklenebilir ve bir çatışma
ortamı doğabilir. Çok dikkatli olmak lazım. herkes ne söyleyeceğini iki kez düşünmeli.
*********************
Günün Sözü
Dinde Zorlama yoktur.
Bakara süresi 256. ayet

Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ahmet Azmidolu02/04/25 18:37
Yani o zavallı çocuğa bu yapılanlar doğru mu sizce. Elinizi vicdaniniza koyun da....