LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Aynı masaya oturmayanların uzayan çatışması

Yayın Tarihi: 19/04/26 08:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

UZLAŞI: Farklılıkla Birlikte Kalabilmek

Uzlaşı, aynı düşünmek değil; farklı düşünerek birlikte kalabilme iradesidir.

Toplumlar çoğu zaman uzlaşıyı yanlış anlar. Onu, herkesin aynı noktada buluşması, farklılıkların ortadan kalkması ya da tek bir doğruya razı olunması olarak görür. Oysa gerçek uzlaşı, bu değildir.

Uzlaşı, farklılıkların yok edilmesi değil; kabul edilmesidir.
Ve daha da önemlisi… bu farklılıklarla birlikte yaşamayı seçmektir.

Çünkü bir toplumun gücü, ne kadar benzeştiğinde değil; ne kadar farklı kalabildiğinde ölçülür.

 

Gerilimden Kaçmak mı, Onu Taşımak mı?

Çatışmadan kaçmak uzlaşı değildir; onu yönetebilmek uzlaşıdır.

Birçok toplum, çatışmayı ortadan kaldırmaya çalışır. Oysa çatışma, insanın olduğu her yerde vardır. Farklı düşünceler, farklı beklentiler, farklı kimlikler…

Sorun çatışmanın varlığı değil; onun nasıl yönetildiğidir.

Uzlaşı, çatışmayı yok etmez.
Onu yıkıcı olmaktan çıkarır.

Bu nedenle uzlaşı, bir zayıflık değil; yüksek bir toplumsal olgunluk göstergesidir.

 

Empati ve Adaletin Kesişim Noktası

Empati olmadan uzlaşı yüzeyde kalır; adalet olmadan kabul görmez.

Uzlaşı, toplumsal iyileşme hattının merkezinde yer alır. Çünkü empati ile kurulan bağ, burada somut bir zemine oturur.

  • Empati: başkasını hissetmek
  • Uzlaşı: o his üzerinden birlikte karar verebilmek

Ancak bu süreçte adalet de devreye girer. Eğer uzlaşı, adil bir zemine oturmuyorsa, taraflardan biri için bir kayıp hissine dönüşür.

Bu yüzden gerçek uzlaşı, hem hissedilen hem de kabul edilen bir dengedir.

 

Sessiz Kabul ve Görünmeyen Direnç

Zorlanan uzlaşı, çözüm değil; ertelenmiş bir çatışmadır.

Bazı durumlarda uzlaşı varmış gibi görünür. Taraflar aynı masaya oturur, aynı metne imza atar, aynı kararı kabul eder… Ama içten içe bir direnç devam eder.

Bu durum, en tehlikeli uzlaşı biçimidir.

Çünkü görünürde bir çözüm vardır, ama gerçekte bir birikim oluşur. Ve bu birikim, ilk kırılma anında yeniden ortaya çıkar.

Bu nedenle uzlaşı, sadece dışsal bir anlaşma değil; içsel bir kabul sürecidir.

 

Felsefi Bir Denge

Uzlaşı, haklı çıkma arzusundan vazgeçip birlikte var olmayı seçmektir.

Felsefi açıdan uzlaşı, bireyin kendi doğrularını mutlaklaştırmaktan vazgeçmesiyle başlar. İnsan, yalnızca kendi haklılığını savunduğu sürece uzlaşı mümkün değildir.

Gerçek uzlaşı, şu soruyla başlar:
“Ben haklı olmasam da birlikte kalabilir miyiz?”

Bu soru sorulabildiğinde, uzlaşı bir teknik değil; bir bilinç hâline gelir.

 

UFUK

Uzlaşı, bir toplumun birlikte kalma kararıdır. Çünkü insanlar aynı fikirde olmasa bile, aynı zeminde durmayı seçtiğinde, gelecek mümkün hâle gelir.

Bu yüzden mesele, kimin haklı olduğu değil; birlikte nasıl var olabileceğimizdir.

Ve belki de tarih bir gün şunu yazacaktır:
Uzlaşmayı öğrenemeyen toplumlar, haklı kalarak kaybetti.

 

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları