KIBRIS'TA YILDIZLAR YENİDEN HİZALANIRKEN
Umudun Sessiz Adımları
Kıbrıs sorunu uzun yıllardır yalnızca siyasi bir mesele değildir. Aynı zamanda bir hafıza meselesidir, bir güven meselesidir, hatta biraz da birbirimizi yeniden duyabilme meselesidir.
Güvenin eksik olduğu yerde en iyi planlar kâğıt üzerinde kalır. En iyi niyetler zamanla şüpheye dönüşür. En parlak fikirler bile korkuların gölgesinde solup gider.
Bu nedenle son günlerde Birleşmiş Milletler Kişisel Temsilcisi María Angela Holguín'in yürüttüğü diplomatik temasların yarattığı iyimserliği küçümsememek gerekir. Elbette Kıbrıs'ta yaşayan insanlar geçmişte de birçok kez umutlandı, birçok kez hayal kırıklığı yaşadı. Bu yüzden bugün temkinli davrananları anlamak zor değildir.
Ancak barış süreçlerinde önemli olan yalnızca sonuca ulaşmak değildir; o sonucun mümkün olduğuna dair umudun yeniden filizlenmesi de en az sonuç kadar önemlidir. Belki de bugünlerde yaşanan tam olarak budur.
Diplomasi Trafiğinin Ötesinde
Görünen o ki Birleşmiş Milletler bu kez farklı bir yol izlemeye çalışıyor. Ayrıntılar arasında kaybolan ve çoğu zaman taraflar arasında yeni tartışmalar yaratan güven artırıcı önlemler yerine, doğrudan siyasi sürecin yeniden başlatılmasına odaklanılıyor.
Amaç yalnızca yeni bir 5+1 toplantısı gerçekleştirmek ya da müzakere masasını yeniden kurmak değildir. Kıbrıs'ta masalar geçmişte de kuruldu. Asıl mesele, bu kez 5+1 sürecini tarafları çözüme yaklaştıracak, karşılıklı güveni güçlendirecek ve yeni bir başarısızlığın eski statükoyu yeniden üretmesine izin vermeyecek anlamlı ilerlemelerin başlangıç noktası haline getirebilmektir.
Bugün dikkat çekici olan yalnızca adada yaşanan gelişmeler değildir. Ankara, Atina ve Londra gibi garantör ülkelerin başkentlerinde, ayrıca Brüksel ve New York'ta da yoğun bir diplomatik trafik sürmektedir. Bu durum bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Kıbrıs sorunu elbette öncelikle Kıbrıslıların sorunudur; ancak artık yalnızca Kıbrıslıların sorunu değildir. Çözüm süreci de yalnızca adadaki liderlerin iradesiyle şekillenmemektedir. Bölgesel dengeler, Türkiye–Avrupa Birliği ilişkileri, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve uluslararası konjonktür, bugün bu denklemin ayrılmaz parçaları haline gelmiştir.
Birbirimizin Kaygılarını Duyabilmek
Bugün taraflar arasında hâlâ önemli görüş ayrılıkları bulunmaktadır.
Kıbrıs Türk tarafı siyasi eşitlik ve geçmiş yakınlaşmaların korunmasını vurgularken, Kıbrıs Rum tarafı müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacak ortak zemini güçlendirmeye çalışmaktadır.
Aslında bunlar yeni tartışmalar değildir.
Yeni olan şey, bütün farklılıklara rağmen yeniden konuşma isteğinin ortaya çıkmış olmasıdır.
Belki de üzerinde en çok durulması gereken nokta budur.
Çünkü çözüm yalnızca kendi tezlerimizi anlatmakla mümkün değildir. Çözüm, karşı tarafın kaygılarını da anlayabilmekle mümkündür.
Kıbrıs Türklerinin güvenlik, siyasi eşitlik ve geleceğe ilişkin endişeleri ne kadar gerçekse, Kıbrıs Rumlarının geçmişten taşıdığı korkular ve kaygılar da o kadar gerçektir.
Taraflardan biri diğerinin korkularını küçümsediğinde müzakere değil, yalnızca karşılıklı monolog ortaya çıkar.
Oysa bugün ihtiyaç duyulan şey yeni monologlar değil, yeni bir diyalog kültürüdür.
Değişen Dünyada Değişmeyen Sorun
Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor.
Enerji yolları yeniden şekilleniyor. Güvenlik anlayışları değişiyor. Ekonomik dengeler sarsılıyor. Teknoloji hayatın her alanını dönüştürüyor.
Böyle bir dönemde Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü her iki toplum için de giderek daha ağır bir yük haline geliyor.
Bu bölünmüşlük artık yalnızca geçmişin bir mirası değil; geleceğin fırsatlarını da sınırlayan bir gerçekliktir.
Bu nedenle önümüzdeki haftalarda gerçekleşmesi beklenen yeni 5+1 toplantısına yalnızca diplomatik bir etkinlik olarak bakmamak gerekir.
Bu toplantı, yıllardır aynı noktada duran saatin yeniden çalışıp çalışmayacağını gösterecek önemli bir sınav olacaktır.
Gökyüzüne Aynı Anda Bakabilmek
Başarı garantisi yoktur.
Hiç kimse böyle bir garanti veremez.
Barış süreçleri matematik problemleri gibi işlemez. Bazen en doğru formüller başarısız olur, bazen de beklenmeyen bir cesaret yeni bir yol açar.
Belki de bugün ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur:
Geçmişi unutmadan ama geçmişin esiri olmadan...
Haklarımızdan vazgeçmeden ama karşı tarafı düşmanlaştırmadan...
Korkularımızı inkâr etmeden ama umutlarımızı da tüketmeden yeniden konuşabilmek...
Bazen bir adaya biraz uzaktan bakmak gerekir.
O zaman tellerden önce insanları, sınır çizgilerinden önce hayatları, siyasi tezlerden önce ortak geleceği görmek mümkün olur.
Belki barış da biraz böyledir.
Önce yalnızca kendi penceremizden bakmayı bırakmak gerekir.
Sonra aynı gökyüzünün altında yaşayan insanların kaygılarını da umutlarını da duyabilmek...
Çünkü Kıbrıs'ta çözüm, yıldızların bir gün kendiliğinden hizalanmasını beklemekle değil; ortak bir geleceğin mümkün olduğuna birlikte inanmakla başlayacaktır.
Ve bazen bir toplum için en büyük ilerleme, varılacak noktadan önce, aynı yöne doğru yürümeye yeniden karar verebilmektir.
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.