Hayat pahalılığı ücretlere yansıyacak mı? Asgari ücretli beklemede
Asgari ücrete zam yapılmazken, taraflar yalnızca hayat pahalılığı oranının maaşlara yansıtılıp yansıtılmayacağını tartışıyor. Fiyatlar kontrolsüz biçimde artarken, geçim yükü altında ezilen asgari ücretli için beklenti net: Hayat pahalılığı eksiksiz yansıtılsın.
KKTC’de asgari ücrette yeni bir artış yapılmazken, 7 Ocak’ta toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun gündeminde yalnızca hayat pahalılığı oranının maaşlara yansıtılıp yansıtılmayacağı bulunuyor. Mevcut durumda net asgari ücret 44.546 TL, brüt asgari ücret ise 51.202 TL seviyesinde. Son altı aylık hayat pahalılığı yüzde 21,66 olarak açıklanırken, yıllık hayat pahalılığı yüzde 39,45’e ulaştı.
Ancak sendikalar ve çalışan kesimler, hayat pahalılığı yansımasının bir asgari ücret artışı olmadığına dikkat çekiyor. Buna göre son bir yıldır asgari ücret artırılmadı; yalnızca hayat pahalılığı maaşlara yansıtıldı. Artan fiyatlar ve piyasadaki genel pahalılık dikkate alındığında, bu durumun asgari ücretliyi korumaktan uzak olduğu ifade ediliyor. Bazı uzmanlar ise hayat pahalılığı yansımasının yüzde 20 civarında kalabileceğini, bunun da açıklanan hayat pahalılığı oranının altında kalma riski taşıdığını vurguluyor.
Tespit Komisyonu toplantısı öncesinde Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası da asgari ücret ve ülke ekonomisine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sendika, ortalama yıllık millî gelirin yaklaşık 14 bin Euro seviyesinde olduğunu ve bu rakamla Avrupa Birliği ülkeleri arasında son sıralarda yer alındığını hatırlatarak, asgari ücretin 1.250 dolar seviyesine çıkarılmasıyla övünülmesini eleştirdi. Mevcut asgari ücretin neredeyse aylık ortalama millî gelire eşitlendiği savunulan açıklamada, bunun sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmadığı ifade edildi. Ekonomik göstergeler dikkate alınmadan yapılan ücret düzenlemelerinin uzun vadede ciddi riskler barındırdığı uyarısı yapıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı, TDP Genel Başkanı Zeki Çeler ise katıldığı bir programda, yaşanan süreci “asgari ücretlinin oyalanması” olarak nitelendirdi. Asgari ücret artışı açıklamalarının piyasada anında pahalılaşmaya yol açtığını belirten Çeler, bunun bilinçsiz ve plansız yönetimin sonucu olduğunu söyledi. Asgari ücretin hayat pahalılığını yansıtan bir ücret olarak belirlenmesinin mümkün olduğunu ancak bu yöndeki adımların sürekli ertelendiğini ifade eden Çeler, taban maaş sistemine geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Hür-İş Federasyonu Başkanı Ahmet Serdaroğlu da işveren cephesinden gelen eleştirilere sert yanıt verdi. Asgari ücretin ülkede bir “başlangıç ücreti” değil, doğrudan bir “geçim ücreti” haline geldiğini belirten Serdaroğlu, sorunun ücret seviyesinden çok, sistemsizlik ve piyasadaki pahalılık olduğunu söyledi. Asgari ücretlinin kira, elektrik, su, giyim ve çocukların okul masraflarını bu ücretle karşılamaya çalıştığını kaydeden Serdaroğlu, açlık sınırının 44 bin 19 TL, temel ihtiyaçların toplamının ise yaklaşık 51 bin TL olduğunu ifade etti.
Serdaroğlu ayrıca, her ay işverene İstihdam Destekleme Fonu kapsamında 200-250 milyon TL dağıtıldığını hatırlatarak, bu kaynağın denetimsiz biçimde kullanılmasına itiraz etti. “Piyasayı ucuzlatmak gerekir” söyleminin doğru olduğunu ancak bunun bedelinin asgari ücretliye ödetilemeyeceğini vurguladı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 7 Ocak’taki toplantısı öncesinde tablo netleşirken, çalışan kesimler gerçek bir ücret artışı olmadan yalnızca hayat pahalılığı yansımasının tartışılmasını adil bulmuyor. Gözler, hayat pahalılığı oranının ne ölçüde maaşlara yansıtılacağına ve bu yansımanın, artan geçim maliyetleri karşısında asgari ücretliyi ne kadar koruyabileceğine çevrilmiş durumda.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.