İÇ HABERLER
okuma süresi: 8 dak.

Yeşil Barış Hareketi'nin davası sürerken, 3 bin 500 dönümlük orman arazisi İTÜ’ye oy birliğiyle devredildi

Yeşil Barış Hareketi'nin davası sürerken, 3 bin 500 dönümlük orman arazisi İTÜ’ye oy birliğiyle devredildi

Cumhuriyet Meclisi, “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı oy birliğiyle kabul etti; yaklaşık 3 bin 500 dönüm orman arazisinin projeye dahil edilmesi sağlandı. Yeşil Barış’ın açtığı dava sürerken yapılan değişiklik muhalefet vekillerinin de verdiği "evet" oyuyla beraber Meclis'ten geçti.

Yayın Tarihi: 18/03/26 17:35
okuma süresi: 8 dak.
Yeşil Barış Hareketi'nin davası sürerken, 3 bin 500 dönümlük orman arazisi İTÜ’ye oy birliğiyle devredildi

Cumhuriyet Meclisi, 16 Mart’ta “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı oy birliğiyle kabul etti.

Düzenlemeyle, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) Kuzey Kıbrıs’ta kurmayı planladığı yerleşkeye daha önce ayrılan yaklaşık 2 bin dönüm devlet arazisi ve 500 dönüm kamulaştırılmış özel mülke ek olarak, yaklaşık 3 bin 500 dönüm orman arazisinin dahil edilmesinin önü açıldı. Böylece, hakkında hukuki süreç devam eden bir düzenleme yasalaşmış oldu.

YEŞİL BARIŞ HAREKETİ'NİN DAVASI SÜRERKEN, MECLİS KOMİTESİ ORMAN ARAZİLERİNİN "EĞİTİM AMAÇLI YATIRIM" İÇİN KULLANILMASINI ÖNGÖREN DÜZENLEMEYİ ONAYLAMIŞTI

Söz konusu sürecin zemini ise 21 Ocak’ta atıldı.

Hukuk, Siyasi İşler, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’nde görüşülen yasa tasarısıyla, daha önce turizm amaçlı kullanım için düzenlenen orman arazisi maddesi “eğitim amaçlı yatırımlar” başlığı altında yeniden tanımlandı ve böylece projenin önünü açan değişiklik yapıldı.

YEŞİL BARIŞ HAREKETİ BAŞKANI TEL, DAVANIN BİR TARAFI OLMASINA RAĞMEN KOMİTE TOPLANTILARINA ÇAĞRILMAMIŞTI

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) MYK Üyesi ve Yeşil Barış Hareketi Başkanı Feriha Tel, 21 Ocak’taki komite sürecinde bu değişikliğe tepki göstermiş; süreci 2022 yılında yargıya taşıdıklarını hatırlatarak, dava devam ederken böyle bir adım atılmasını eleştirmişti. Tel, davanın tarafı olmalarına rağmen komiteye çağrılmadıklarını, buna karşın İstanbul Teknik Üniversitesi (Kuzey Kıbrıs), Orman Dairesi ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin toplantıya davet edilerek görüşlerinin alındığını belirtmişti. Bu durumun sürecin tarafsızlığını zedelediğini savunan Tel, düzenlemenin “adrese teslim” olduğunu ifade etmişti.

Tel, yasa değişikliğinin derhal geri çekilmesi çağrısında bulunarak, meselenin yalnızca bir arazi tahsisi olmadığını, 3 bin 600 dönüm orman üzerinden yapılan açık bir yargı müdahalesi olduğunu kaydetmişti. “Ormanlar sahipsiz değildir ve yargı, adrese teslim yasalarla devre dışı bırakılamaz” ifadelerini kullanan Tel, “Adalet arayanlar komiteye çağrılmazken, kamu arazisini alacak olanlar dinleniyorsa, bu Meclis kimin adına yasa yapmaktadır?” sorusunu yöneltmişti.

21 OCAK'TA ÖNÜ AÇILAN TASARI, CTP'NİN "EVET" OYU VERMESİYLE MECLİS'TEN GEÇTİ: YEŞİL BARIŞ HAREKETİ AVUKATI TEPKİ GÖSTERDİ

Kamuoyunda tartışma yaratan nokta ise, 21 Ocak’ta yapılan düzenlemeyle önü açılan tasarının, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) Meclis’te “evet” oyu vermesiyle 16 Mart’ta Genel Kurul’dan geçmesi oldu. Böylece, hakkında hukuki süreç devam eden bir düzenlemenin yasalaşması dikkat çekti.

CTP MYK üyesi Tel henüz 16 Mart’taki oylamaya ilişkin bir açıklama yapmazken, Yeşil Barış Hareketi’nin avukatı ve 2022 yılında Lapta-Alsancak-Çamlıbel Belediye Başkanlığı’na CTP tarafından aday gösterilen Emre Efendi, sosyal medya paylaşımıyla partiye tepki gösterdi. Efendi, “Dün Meclis’ten oy birliği ile geçti. Ne güzel ama. Biz birkaç idealist, kimine göre de birkaç deli, yiyelim canımızı bu memlekette. Hadi yahu siz de” ifadelerini kullandı. Efendi’nin çıkışı, Tel ile birlikte parti içinde bu konuya muhalif isimler bulunduğunu ortaya koydu.

CTP, YASAYA DESTEK GEREKÇESİNİ MECLİS’TE AÇIKLAMIŞTI: YATIRIMIN HAYATA GEÇİRİLMEMESİ DURUMUNDA DEVLETİN ARAZİLERİ GERİ ALMA YETKİSİ VAR

Ana muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Meclis’te yaptığı konuşmada, söz konusu projenin CTP’nin bir vizyonu olduğu ifade edilmişti. İncirli, uzun süredir ayrılan geniş arazinin atıl durumda kaldığını belirterek, “Bugüne kadar buraya yatırım yapılmaması bir sorundu” demişti.

İncirli, yatırımın çevreye ve doğaya uygun şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kendi içine kapanık bir kampüs istemiyoruz. Bölge insanıyla iç içe, sosyal ve ekonomik olarak katkı sağlayacak bir model hedefliyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Doğanın ve bölgenin kimliğinin korunması gerektiğini belirten İncirli, bu hassasiyetler gözetilerek ilerlenmesi gerektiğini dile getirmişti.

CTP Grup Başkan Vekili Asım Akansoy da Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada, İTÜ’nün İskele-Karpaz bölgesinde yapmayı planladığı yatırımın önemli olduğunu belirtmişti. Akansoy, yaklaşık 5 bin dönümlük arazinin İTÜ’ye verileceğini ifade ederek, bunun yaklaşık 700 futbol sahasına denk geldiğini söylemişti. ODTÜ Kalkanlı kampüsünün 3 bin, DAÜ’nün ise yaklaşık 1500 dönüm olduğunu hatırlatan Akansoy, dolayısıyla burada yapılacak yatırımın çok daha kapsamlı ve gelir getirici olduğunu düşündüğünü ifade etmişti. Akansoy ayrıca, yatırımın hayata geçirilmemesi durumunda devletin arazileri geri alma yetkisi bulunduğunu da vurgulamıştı.

KAMUOYUNDAN TEPKİ GECİKMEDİ:"OY BİRLİĞİYLE YENİ BİR RANT COĞRAFYASINI MI ONAYLIYORUZ?"

CTP'nin ilgili tasarıya onay vermesinin ardından kamuoyundan da tepki gecikmedi.

Araştırmacı Mete Hatay ise yaptığı değerlendirmede, meselenin yalnızca bir yatırım konusu olmadığını belirterek, sürecin işleyişine dikkat çekmişti. Hatay, dava sürerken yasa değişikliğine gidilmesi ve orman statüsünün dolaylı şekilde aşılmasının “oldubitti” izlenimi yarattığını ifade etmişti. Hatay, tartışmanın yatırım karşıtlığı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek, asıl meselenin “ölçüsüzlük, ayrıcalık ve kuralların bir proje için yeniden yazılması” olduğunu vurgulamıştı.

Hatay'ın konuyla ilgili eleştirisinin bir bölümü şu şekilde:

"Bu karar sadece iktidarın oylarıyla değil, muhalefetin de oylarıyla, oy birliğiyle alındı. İşte tam burada mesele daha da derinleşiyor.

Çünkü artık bu sadece bir hükümet tercihi değil, sistemsel bir mutabakat haline geliyor. Yani mesele “yanlış bir karar” olmaktan çıkıp, “itirazsız bir normal”e dönüşüyor. Muhalefetin görevi tam da bu tür durumlarda fren mekanizması olmakken, burada o frenin tamamen boşaldığını görüyoruz.

Bu da bize şunu düşündürüyor: Gerçekten bir fikir birliği mi var, yoksa sorgusuz bir teslimiyet mi?

Karpaz gibi ekolojik olarak hassas bir bölgede, bu kadar büyük bir alanın tek bir kuruma tahsis edilmesi zaten başlı başına tartışılması gereken bir konu. Ama asıl mesele, bunun nasıl yapıldığı. Dava sürerken yasa değiştirmek… Orman statüsünü dolaylı yoldan aşmak… Ve tüm bunları “kalkınma” söylemiyle paketlemek… Bunlar iyi niyetli bir planlamadan çok, oldubittiye getirilmiş bir süreci andırıyor. Ve şimdi buna bir de siyasal konsensüs eklenmiş durumda. Kimse İTÜ kampüsüne karşı değil. Bunu tekrar söylemek gerekiyor çünkü tartışma bilinçli olarak buraya çekiliyor.

Sanki eleştiren herkes “yatırıma karşı” gibi gösteriliyor. Hayır. Sorun yatırım değil. Sorun ölçüsüzlük. Sorun ayrıcalık. Sorun, bir kurum için kuralların yeniden yazılması. Ve belki de en önemlisi: Sorun, buna kimsenin itiraz etmemesi.

Karpaz’ın kalkınmaya ihtiyacı var, doğru. Ama Karpaz’ın aynı zamanda korunmaya da ihtiyacı var. Kalkınma ile talan arasındaki çizgi çok ince. Ve biz o çizgiyi artık sadece siliyor değil, hep birlikte üzerinden geçiyoruz. Acaba biz gerçekten bir üniversite mi kuruyoruz, yoksa hep birlikte, oy birliğiyle, yeni bir rant coğrafyasını mı onaylıyoruz?"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör