TÜRKİYE
okuma süresi: 10 dak.

Ekrem İmamoğlu, diploma iptaline karşı açtığı davada savunmasını yaptı: Karar 15 günde açıklanacak

Ekrem İmamoğlu, diploma iptaline karşı açtığı davada savunmasını yaptı: Karar 15 günde açıklanacak

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, üniversite diplomasının iptaline karşı açtığı davada savunmasını yaptı. İmamoğlu, başvurusunun yasal bir hak kullanımına dayandığını, sürecin kişiye özel olmadığını vurguladı. Mahkeme, kararını 15 gün içinde açıklayacak.

Yayın Tarihi: 15/01/26 16:10
okuma süresi: 10 dak.
Ekrem İmamoğlu, diploma iptaline karşı açtığı davada savunmasını yaptı: Karar 15 günde açıklanacak
A- A A+

Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın duruşması yapıldı.

İstanbul 5. İdare Mahkemesince Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında tutuklu bulunan davacı Ekrem İmamoğlu ve avukatları ile davalı İstanbul Üniversitesinin avukatları hazır bulundu.

Duruşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İmamoğlu'nun eşi Dilek ile oğlu Selim İmamoğlu, CHP genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Duruşmanın görüleceği salonun çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınırken, salonun olduğu bölgeye girişlerde kimlik kontrolü yapıldı.

Duruşma öncesinde salon şartlarının yetersiz olduğu gerekçesiyle jandarma personeli ve katılımcılar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

Mahkeme başkanı duruşmada, bugün İmamoğlu ile avukatları ve İstanbul Üniversitesinin avukatlarının beyanlarının alınacağını, davaya ilişkin kararın ise 15 gün içerisinde dosya üzerinden açıklanacağını belirtti.

Duruşmada beyanda bulunan İmamoğlu, bugünkü davanın hayati önemde olduğunu ve buradaki itirazın sadece kendisiyle ilgili olmadığını anlatacaklarını söyledi.

Bugün mahkemeye diploma savunması için gelmediğini ifade eden İmamoğlu, "Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim." dedi.

İmamoğlu, İstanbul Üniversitesinin 2024 yılı ekim ayında yapmış olduğu bir çalışma olduğunu kaydederek, "Üniversitenin, 'Yatay Geçiş Bilgi Notu' başlıklı raporu çok önemli. Kendi hazırladığı bilgi notunda diyor ki, '35 yıl önce aradığınız şartlar bugün yoktu.'. Yani, 'Bu kuralları alıp 18 yaşındaki gencin başına balyoz gibi indiremezsiniz.' diyor. Dahası bu uygulamanın istisnai değil, yerleşik bir uygulama olduğu da açıkça yazıyor. Şimdi üniversite kendi bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor. Kendi hazırladığı not geçerli değilse hangi belge geçerli olacak?" diye konuştu.

"ORTADA ÖNGÖRÜLEBİLİR, PLANLI, KİŞİYE ÖZEL BİR DURUM YOKTUR"

Kendisinin bu sürecin en masum gençlerinden birisi olduğunu savunan İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Üniversite tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bu süreci başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialar, sanki bu ilan hiç yokmuş gibidir. Oysa bu ilan bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır. Bu başvurunun sahibinin kim olacağı önceden belli değildir. Kimlerin bu haktan yararlanacağı da bilinemez. Yani ortada öngörülebilir, planlı, kişiye özel bir durum yoktur. İlan herkese açıktır. Kim başvurur, kim kazanır, kim değerlendirilir, bunların hiçbiri önceden tahmin edilemez. Asker de başvurabilir, sivil de. Herkes için eşit bir süreçtir."

İmamoğlu, üniversiteye başvuru dilekçesinden bazı sözleri okuyarak, "İçeriği son derece açık. Anlatım net, talep nettir. Bu dilekçede gizli hiçbir ifade yoktur. Yanıltıcı tek bir beyan yoktur. Aksine, hangi üniversitede eğitim alındığı, hangi bölümün okunduğu, hangi sınıfın tamamlandığı açıkça yazılmıştır. Talebin ne olduğu hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmiştir. Bu bir lütuf talebi değildir. Devletten bir ayrıcalık istemek değildir. Bu, yayımlanmış bir ilanla doğmuş, mevzuatın tanıdığı bir hakkın kullanılmasına ilişkin başvurudur." ifadelerini kullandı.

Dilekçenin yanı sıra geldiği üniversiteye ait belgeler ile kimlik belgelerinin, transkriptin hatta üniversitenin tanıtım broşürünün de başvuru dosyasına eklendiğini belirten İmamoğlu, beyanını şu şekilde sürdürdü:

"Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp 'Bilgi eksikti, üniversite yanıltıldı.' demek, hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil, kötü niyetle yapılmış bir tutumdur. Bu, asılsız ithamlarla yürütülen bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu haline getirildiğini göstermektedir. Bu diploma, İstanbul Üniversitesinin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmi bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir, yorum değildir. Bu takvimle sabit bir olgudur. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?"

Ekrem İmamoğlu'nun ardından avukatları da beyanda bulundu.

İstanbul Üniversitesinin avukatı ise savunmasında, davacı tarafının denklik konusunda üniversitenin yetkisi bulunmadığı, bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurumu'na ait olduğuna ilişkin iddiasının bulunduğunu ancak bu yaklaşımın hukuken eksik olduğunu anlattı.

Daha sonra savunmaya karşı İmamoğlu ve avukatlarına tekrar söz verildi. Duruşma, İstanbul Üniversitesinin vekilinin de tekrar savunmasını yapması ve böylece beyanlar ile savunmaların tamamlanmasının ardından sona erdi.

Mahkeme, söz konusu davaya ilişkin kararını 15 gün içinde açıklayacak.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Ekrem İmamoğlu'nun avukatı, idare mahkemesine başvurarak, İstanbul Üniversitesinin diploma iptaline ilişkin yürütmenin durdurulmasını istemişti.

İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesine sunulan dilekçede, İmamoğlu "davacı", İstanbul Üniversitesi "davalı" olarak yer almıştı.

Dilekçede, İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu tarafından 18 Mart 2025'te alınan, İmamoğlu'nun yatay geçişinin, mezuniyetinin ve diplomasının iptaline yönelik kararın öncelikle yürütmesinin durdurularak iptali istenmişti. İşlemin yürütülmesi halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceğinden karşı tarafın savunmasının beklenmemesi veya savunma sürelerinin kısaltılması, gerekirse memur eliyle tebligat işlemlerinin yapılması talep edilen dilekçede, incelemenin duruşmalı yapılması talebinde bulunulmuştu.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün yatay geçişe yönelik gazete ilanı, İmamoğlu'nun lise diploması ve üniversite notlarını içeren evrak, yatay geçiş belgeleri, ÖSYM kılavuzları, çeşitli akademisyenlerden alınan hukuki mütalaalar da dilekçeyle birlikte sunulmuştu.

Mahkeme, 25 Temmuz 2025'teki kararında, diplomasının iptal edilmesine karşı yürütmenin durdurulması talebini reddetmişti.

DİPLOMAYA İLŞKİN CEZA DAVASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İmamoğlu'nun üniversite diplomasının sahte olduğu gerekçesiyle hazırlanan iddianamede, 18 Eylül 2024'te Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının sahte olduğu iddiasıyla CİMER'e başvuruda bulunulduğu aktarılıyor.

Aynı iddiaya ilişkin 1 Ekim 2024'te savcılığa şikayet dilekçesi sunulduğu belirtilen iddianamede, söz konusu şikayetin ardından soruşturma başlatıldığı kaydediliyor.

İddianamede İmamoğlu'nun Kıbrıs'ta öğrenim gördüğü ve İstanbul Üniversitesine geçiş yaptığı University College of Northern Cyprus'ın (UCNC) 1990'da Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı belirtiliyor.

İddianamede, yatay geçiş başvurularında bazı öğrencilerin listeden usulsüz olarak silinerek yine listeye yeni öğrencilerin eklendiği, 3 kişilik kontenjanı bulunan bölüme usulsüz olarak 54 kişinin alındığı kaydediliyor.

İstanbul Üniversitesinin, KKTC'deki eğitim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesinin YÖK tarafından tanınmakta olduğunu bilmesine rağmen İmamoğlu'na ait öğrenci dosyasının incelenmesinde, gerçekte University College of Northern Cyprus adlı eğitim kurumuna kayıtlı olduğunun anlaşıldığı belirtilen iddianamede, İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesine yatay geçişi sırasında gerçeğe aykırı şekilde, öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiğinin tespit edildiği aktarılıyor.

İmamoğlu'nun "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, ayrıca işlemiş olduğu kasıtlı suç nedeniyle hapis cezasına mahkum edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 53. maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi de isteniyor.

İddianame kapsamında açılan dava, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesince görülüyor.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.