İran'a ait tekneler Hürmüz Boğazı'ndaki seyir risklerini artırıyor
Hürmüz Boğazı yakınlarında İran’ın küçük ve hızlı botlarla iki konteyner gemisine el koyduğu bildirildi. Gelişmenin, ABD’nin İran’ın deniz gücünün etkisiz hale getirildiği yönündeki açıklamaları tartışmaya açtığı ve bölgedeki deniz güvenliği risklerini artırdığı ifade edildi.
İran’ın, Hürmüz Boğazı yakınlarında iki konteyner gemisine el koymak için küçük ve hızlı hareket eden botlardan oluşan bir filo kullandığı bildirildi. Bu durum, ABD güçlerinin İran’ın deniz tehdidini etkisiz hale getirdiği yönündeki iddiaları zayıflatırken, dünyanın en önemli petrol ihracat güzergâhlarından birinin yeniden açılmasının önündeki zorlukları ortaya koyuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın geleneksel deniz gücünün büyük ölçüde yok edildiğini, ancak “hızlı saldırı botlarının” ciddi bir tehdit olarak değerlendirilmediğini kabul etti.
Trump, bu tür teknelerin boğaz dışındaki ABD ablukası bölgesine yaklaşması halinde, Karayipler ve Pasifik’te uygulanan “aynı imha sistemi” ile “derhal yok edileceğini” söyledi. Söz konusu bölgelerde ABD hava saldırılarının uyuşturucu taşıdığı şüphesi bulunan tekneleri hedef aldığı ve en az 181 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.
Bununla birlikte, bu botların büyük ve silahsız ticari gemilere saldırmak üzere ağır silahlarla donatılmadığı; İran Devrim Muhafızları’nın ise ağır makineli tüfekler, roketatarlar ve bazı durumlarda gemisavar füzeler kullandığı ifade ediliyor.
Yunanistan merkezli deniz güvenlik şirketi Diaplous, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, hızlı bot saldırılarının artık “çok katmanlı tehdit sisteminin” bir parçası haline geldiğini belirtti. Buna kıyıdan fırlatılan füzeler, insansız hava araçları (İHA), mayınlar ve elektronik karıştırma unsurlarının da eklendiği; bu yöntemlerle belirsizlik yaratılarak karar alma süreçlerinin yavaşlatılmasının hedeflendiği kaydedildi.
Deniz güvenliği uzmanları, İran’ın savaş öncesinde yüzlerce, hatta binlerce bu tür bota sahip olduğunu; bunların çoğunun kıyı tünellerinde, deniz üslerinde veya sivil gemiler arasında gizlendiğini tahmin ediyor.
Deniz güvenliği şirketi Dryad Global’in CEO’su Corey Ranslem ise 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından yaklaşık 100 veya daha fazla botun imha edilmiş olabileceğini belirtti.
Bu haftadan önce İran, boğaz çevresindeki deniz trafiğini hedef almak için füze ve İHA saldırılarına ağırlık veriyordu. Dünya günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu rota üzerindeki saldırılar, 8 Nisan’daki ateşkesle durmuştu.
İran’ın iki konteyner gemisine el koyması, Washington’un İran deniz ticaretini engellemeye yönelik ablukası ve İran bağlantılı petrol tankerlerini durdurma girişimlerinin ardından geldi.
İngiltere merkezli Ambrey şirketinde kıdemli analist olan Daniel Müller, “Sivil deniz taşımacılığı sektörünün, İran silahlı güçlerinin gemilere el koymasını engelleyecek şekilde donanımlı olmadığını” belirtti.
Müller, bu tür operasyonlarda genellikle yaklaşık 12 botun kullanıldığını ifade etti.
Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre üst düzey bir İranlı güvenlik yetkilisi, hızlı botların artık İran’ın deniz stratejisinin “omurgasını” oluşturduğunu ve “asimetrik savaş” kapsamında hızla konuşlandırılabildiğini söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, “Bu botlar, çok yüksek hızları sayesinde fark edilmeden vur-kaç saldırıları gerçekleştirebiliyor” ifadelerini kullandı.
Hızlı botların sınırlılıkları
Ambrey’den Müller, İran’ın 2019’dan bu yana küçük ve hızlı botları en az yedi kez kullandığını, buna bu hafta gerçekleşen el koyma operasyonlarının da dahil olduğunu söyledi.
İranlı bir kaynak ise yaz aylarında İran kara sularında görülen şiddetli rüzgârlar ve yüksek dalgaların bu tür operasyonları zorlaştırdığını belirterek, “Deniz çok dalgalı olduğunda botlardaki güçler ateş açamaz” dedi.
Savunma istihbarat şirketi Janes’te Ortadoğu uzmanı Jeremy Binnie ise bu botların savaş gemilerine karşı etkili olmadığını ve doğrudan bir saldırı durumunda “ağır kayıplar verebileceğini” ifade etti. Binnie, “Bir geminin savunmasını farklı yönlerden saldırarak zorlamaya çalışsalar bile, çağrılacak hava desteğine karşı oldukça savunmasız kalırlar” değerlendirmesinde bulundu.
Binnie ayrıca güdümlü füze saldırılarının bu botları kolaylıkla imha edebileceğini, ancak omuzdan atılan roketlerin alçak irtifada uçan ABD uçakları için tehdit oluşturabileceğini söyledi.
Uzmanlar, küçük bot tehdidini ortadan kaldırmanın, daha büyük İran savaş gemilerini hedef almaktan çok daha zor olacağına dikkat çekiyor. Büyük gemilerin tespit edilmesi ve izlenmesi görece kolayken, küçük botların daha dağınık ve hareketli yapısı operasyonları zorlaştırıyor.
Bu gelişmeler, küresel deniz taşımacılığı sektörü açısından artan belirsizlik ve sigorta maliyetlerinde yükseliş anlamına geliyor.
İngiltere merkezli danışmanlık şirketi Universal Defence and Security Solutions Direktörü ve eski Kraliyet Donanması Koramiralı Duncan Potts, 1980’lerdeki “Tanker Savaşı” sonrasında İran’ın, donanmasının büyük ölçüde tahrip edilmesine rağmen asimetrik taktiklere yöneldiğini hatırlattı.
Potts, “ABD Donanması ve başkan ‘donanmayı yok ettik’ dediğinde, bu daha önce de yapıldı. Ancak karşı tarafın alışılmışın dışında yöntemler benimsediği gerçeği göz ardı edilmemeli. İran bu yöntemlerde ustalaştı” değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.