EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 15 dak.

İktisatbank piyasa analizi: Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar 'ışıldıyor'

İktisatbank piyasa analizi: Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar 'ışıldıyor'

İktisatbank, 16 Şubat 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar 'ışıldıyor'" ifadeleri kullanıldı.

Yayın Tarihi: 16/02/26 08:06
okuma süresi: 15 dak.
İktisatbank piyasa analizi: Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar 'ışıldıyor'
A- A A+

İktisatbank, 16 Şubat 2026’ya ilişkin piyasa analiz raporunu yayımladı. Raporda, "Dışarıda gerilim, içeride iyimserlik: TL varlıklar 'ışıldıyor'" ifadeleri kullanıldı.

Kısa bir molanın ardından tekrar 'sahalara' geri döndük. Müsadenizle, çok da konular bayatlamadan, geçen haftanın kısa bir özetini yaparak yeni güne ve gelişmelere konsantre olmaya çalışacağım. Yarından itibaren de eski rutinimize geri döneceğiz. 

Kanaatimce, Türk mali piyasaları açısından geçen haftanın en önemli gündem başlığını TCMB'nin yılın ilk Enflasyon Raporu teşkil etti. Ocak ayında enflasyonun neredeyse %5'e yakın gelmesi, Şubat ayına yönelik öncü verilerin de gıda ve ramazan ayı kaynaklı %3 civarında geleceği endişesi piyasaların Rapora daha da yakından bakmasına neden oldu. TCMB'nin 2026 için ara hedefinin %16 olduğu bir ortamda, daha yılın ilk iki ayında %8 civarında gelecek olan enflasyon sonrası, Enflasyon Raporu bir miktar da olsa sancılı bir şekilde takip edildi. Başkan Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin önceki rapordaki %13-19 bandından %15-21 aralığına yükseltirken, orta nokta tahmini hâliyle %16’dan yukarı kaydı. Yine de, TCMB'nin %16 olan ara hedefini resmî olarak koruduğunu gördük.  

Tahminlerdeki yukarı yönlü revizyonun arka planında ise gıda fiyatlarındaki oynaklık, hizmet grubunun TÜFE sepetindeki artan ağırlığı, uzun bir süredir enflasyonun müsebbibi olarak görünen kira, eğitim yer yer de sağlık olarak ön plana çıktı. Özellikle, gıda tarafında yaşanan enflasyonist baskının arka planında yapısal sorunlar olduğunu not etmek gerekiyor. Mesela geçen hafta TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı nüfus istatistiklerine göre, il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı neredeyse %94 olmuş. Daha basit bir anlatımla, gıda için (üretim) köyde insan kalmamış! Bu veri bile başlı başına arz sorunu doğururken, kent merkezlerine yönelik göç sonrası, konut cephesinde başgösteren arz sorunu da hâliyle kira enflasyonunu yukarı itiyor.  

Eğitim ve sağlığa da neredeyse servet ödediğimizi unutmamak gerekiyor. Bizim çocukluğumuzda eğitim kalitesinin ne kadar yüksek olduğunun ve devlet okullarına gittiğimizin altını çizmem gerekiyor. Okula servet ödemeyince, bu sefer ikinci çocuğu yapmayı daha rahat düşünebiliyorsunuz! Nüfus artış hızının neden düştüğünü bir de bu gözle değerlendirmek gerekiyor. Hülâsa, meselelerin köküne inmeden, enflasyonun kalıcı bir şekilde %20'nin altına inmesini biraz hayalcilik olarak görüyorum. 

Mesela geçen hafta izin nedeniyle ilk kez gittiğim Amsterdam'da da konut sektöründe sorun olduğunu ve kiraları ya da konaklamanın ciddi mânâda pahalı olduğunu gözlemledim. Hatta meşhur kanallarının yana park edilen gemi evler de dikkatimden kaçmadı. Talebin çok hızlı artması ama arzın (yeni ev yapımının) aynı hızda artmaması tıpkı Türkiye'de olduğu üzere sorunun kökünde yatan ana neden olarak ön plana çıkıyor.  

Konuyu çok da dağıtmadan, Merkez Bankası Başkanı Karahan'ın gıda konusunda yapmış olduğu yorumlar biraz kafamızı kurcalasa da, piyasaya 'gerçekçi' mesajlar vermesi TL ve TL cinsi varlıkları destekledi. Sıkı duruşun kararlılıkla süreceği vurgusu, faiz indirimlerinde sürecin daha yavaş ilerleyeceğine işaret ediyor. Bu minvalde, TCMB'nin Şubat enflasyonunu da gördükten sonra, 12 Mart tarihinde düzenlenecek olağan PPK toplantısı öncesinde gidişattan rahatsızlık duymaması hâlinde, 50-75 baz puan civarında bir indirime soyunabileceğini düşünüyoruz. Büyük resimde, TL'nin bu yıl dolar karşısında değer kaybedeceğini lâkin yıl sonu enflasyon beklentisi olan %24'ten daha az kaybedeceğini, bunun da enflasyondan daha az değer kaybederek TL'nin reel olarak güçlenmeye devam edeceğini mânâsına geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor!

Gerek ekonomi cephesinde, gerekse de siyasî ya da diplomatik cephede yaşanan olumlu gelişmeleri birlikte ele alınca, yabancı yatırımcının Türkiye ilgisinin devam ettiğini söylememiz gerekiyor. ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanan iyileşmenin, önümüzdeki aylarda CAATSA yaptırımlarının kalkması ile taçlanabileceğini göz ardı etmiyoruz. Halkbank ve S-400 meselelerine de bir formül bulunacağını düşünürken, özellikle CAATSA yaptırımlarının kalkması ve F-35 programına geri dönüş, Türkiye için sadece askerî değil, büyük bir yatırım hikâyesi yaratacağını da düşünüyoruz. Bu minvalde Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası bir ABD ziyaretinin kulislerde konuşulduğu, iç siyasette ise tansiyonun düşme eğiliminde olduğunu not etmemiz gerekiyor. Bu gelişmeleri birlikte 'okursak', BIST100 ana endeksi geçen haftayı %5'e yakın yükselişle tamamlarken, bankacılık endeksinde yükseliş %8'e vardı. Tahvil faizlerinde bir miktar düşüş olurken, CDS risk primi de 215 baz puan civarına geriledi. USDTRY kuru ise otoritenin kontrolünde 43,70 seviyelerine bebek adımlarıyla da olsa yükseldi.  

Kıymetli metallerde çok uzun bir süredir taşıdığımız uzun pozisyonlardan geride bıraktığımız haftalarda çıkmamız ardından yönümüzü Borsa İstanbul'a çevirmiştik. Şimdilik hisse senedi pozisyonlarımızın oldukça iyi gittiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Ucuz kaldığı görüşünden de hareketle alımlara sahne olan hisse senetlerinde biz Akbank, THY, Turkcell ve Koç Holding tarafında pozisyonlanırken, konuyu TCMB'nin haftalık verileriyle bağlamak isteriz. Şöyle ki, 6 Şubat ile biten haftada, yabancının Türkiye ilgisinin ivme kaybetmekle birlikte korunduğunu gördük. Söz konusu haftada yabancı yatırımcıların hisse, DİBS ve eurobond alımları toplamda 745 milyon dolar olurken, büyük resmi görmek adına grafiklere dört haftalık hareketli ortalamayı da ekledik. Yabancının Türkiye ilgisinin Aralık ayından beri korunduğunu aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz.  

Yine TCMB verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin mütemadiyen artan kıymetli metal âşkının 6 Şubat ile birlikte (yaşanan vahşi volatilite sonrası) duraksadığını gördük. Altının ons fiyatının 5 bin dolar seviyesine oturmasıyla TCMB'nin net yabancı para pozisyonunun 70 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz (zirve geçen haftalarda neredeyse 84 milyar dolar ile görülmüştü.).  

Öte yandan, TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketinin Şubat ayı sonuçlarını açıkladı. Yıl sonu TÜFE enflasyon beklentisi %23,23'ten %24,11 seviyesine yükselirken (TCMB tahmin aralığının tavanını %21'e çekti), 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise %22,20'den hafif de olsa %22,10 seviyesine geriledi. 24 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyon beklentisi ise yine hafifçe %16,94'ten %17,11 seviyesine yükseldi. Yıl sonu USDTRY kuru beklentisi 51,17'den 51,09'a gerilerken, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 51,89'dan 52,39'a yükselmiş. 2026 sonu politika faiz beklentisi hafifçe yükselerek %29 seviyesine gelmiş. Bizim beklentilerimiz de piyasadan pek de uzak olmadığını not edelim. Anketin diğer detaylarını aşağıdaki grafikten görebilirsiniz. 

Dönelim yurt dışı piyasalara. Powell'ın koltuğu için aday gösterilen Warsh'un bilanço küçültme yönünde planı, piyasaları geçen hafta rahatsız etti. Pandemi döneminde 9 trilyon dolara kadar yükselen Fed'in bilançosu, son verilere göre 6,6 trilyon dolar düzeyinde yer alıyor. Lâkin, Fed'in hazine tahvilleri almaması ve bilanço küçültmeyi tercih etmesi, faiz hadlerini yukarıya itebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor; bu yönde bir adım Trump'ın planlarıyla örtüşmediğini peşinen belirtelim. Hatırlatma yapmak gerekirse, Kasım ayında yapılacak ara seçimlere kadar faizlerin gerilemesi için Trump yönetiminin şartları zorlayacağını, neredeyse varlıklarının yarısını hisse senetlerinde tutan ABD vatandaşlarının ise mutlu olmaları için endekslerde gerilmeye de mümkün mertebe izin vermek istemeyeceklerini düşünüyoruz.  

Şubat ayının ilk iki haftasını %4'e yakın düşüşle tamamlayan Nasdaq endeksi, teknoloji hisselerinde genel hatlarıyla egemen olan limoni havayı anlatmaya fazlasıyla yetiyor. Dolar zayıflığına ayak uydurmayan Bitcoin'in ise biraz sancılı bir süreçten geçtiğini hep birlikte gözlemliyoruz. Bitcoin'in Nasdaq ile korelasyonunun yüksek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Son dönemlerde gözden düşen amiral gemisi Bitcoin'i biz de 88 bin dolar seviyesinde verdiği mücadeleyi kaybetmesi ardından aşağı yönlü bir bakış açısıyla takip ediyoruz. Bu minvalde 15 bin dolar seviyesinden başlayan ve 125 bin dolar seviyesinde biten yükseliş sürecinin en önemli düzeltme seviyesinin aşağıda 58 bin dolar seviyesinde olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik). Bu seviyenin altını 'uçurum' olarak görürken, öte yandan düşüşün bittiğine kanaat getirmemiz durumunda ise uzun pozisyon açmak için tereddüt etmeyeceğiz. Bitcoin Altın rasyosunun da aşırı satım seviyelerine geldiğinin altını çizelim!  

Amazon hisseleri üst üste dokuzuncu işlem gününü de düşüşle tamamlayarak 2006 yılından bu yana en uzun kayıp serisine imza attığını görüyoruz. Uzun bir süredir geminin yelkenlerini âdeta şişiren teknoloji rizgârının sembollerinden biri olan Amazon'daki bu zayıflama, Nasdaq ve teknoloji endeksleri açısından da kritik bir kırılganlık sinyali veriyor. Teknoloji hisselerindeki çözülme endeksler üzerinde baskı kurarken, bu hafta 1 trilyon doları aşan piyasa değeriyle dikkat çeken Walmart'ın bilançosunun tüketici talebinin nabzını tutacağını düşünüyoruz.  

Walmart'ın bilançosunun yanı sıra, ABD'de bu hafta açıklanacak 4. çeyrek büyüme verisi ve Fed'in favori enflasyon göstergesi PCE'nin de ekonomi yavaşlıyor mu yoksa dengeleniyor mu sorusuna yanıt vereceğini düşünüyoruz. Geride kaldığımız hafta gecikmeli olsa da açıklanan ABD istihdam verisi beklentilere göre daha kuvvetli gelince faiz indirim öngörüleri törpülenmişti (ya da sert bir resesyon ihtimali zayıfladı.). Öte yandan, yine geçen hafta açıklanan enflasyon verisinin de piyasaları heyecanlandırmadığını not edelim. Bu sabah itibariyle, Fed'in 18 Mart tarihinde sonuçlanacak olağan FOMC toplantısında faizleri sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, Haziran ayı ile birlikte yılın geriye kalanı için toplam 62 baz puan faiz indirimi öngörülüyor. 

Geride bıraktığımız hafta Japonya'da erken genel seçimi Başbakan Takaichi'nin partisinin çoğunluğu elde ederek kazanması, YEN ve Nikkei üzerinde belirleyici oldu. YEN haftayı dolar karşısında değer kazanarak tamamlarken, genişlemeci politikaları ile bilinen Takaichi'nin galibiyeti ardından gösterge endeks Tokyo borsası hafta genelini %5 yükselişle tamamladı. Benzer bir şekilde, geride bıraktığımız hafta %8 yükselen Güney Kore ve %6 yükselen Tayvan borsaları, yeni gün ve hafta başlangıcında tatiller nedeniyle (Çin, Güney Kore, Tayvan kapalı konumda) hacimsiz ve sakin bir seyir izlerken, Japonya’nın dördüncü çeyrekte sadece %0,1 büyümesi (beklenti %1,6) Tokyo piyasasındaki güçlü ralliyi gölgeledi. Çin'in tatilde olması, emtia fiyatları üzerinde -azalan talep- aşağı yönlü baskı kurabilir. ABD piyasalarının da bugün Başkanlar Günü tatili nedeniyle kapalı konumda olacağını not edelim. 

Çin'in ABD tahvillerindeki payı her geçen gün azalırken, rezerv tercihini ABD tahvillerinden altına doğru kaydırdığını görüyoruz. Altının ons fiyatı ilk kez 5 bin dolar üzerinde haftalık kapanışa imza atarken, teknik mânâda 5,100 dolar seviyesinin üzerinde günlük kapanış durumunda, yeniden uzun pozisyon almak için kolları sıvamayı deneyeceğiz. Bu sabah altının ons fiyatı haftaya 4,975 dolar seviyesinden başlarken, gümüşün ons fiyatı ise 75 dolar seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. Özellikle, gümüş cephesinde çok kısa bir süre içerisinde yaşanan sert çöküş ardından kafamızın eskisi kadar rahat olamadığının altını kalınca çizmemiz gerekiyor. 

Reuters haberine göre, ABD ordusu, Başkan Trump'ın talimatı hâlinde İran'a karşı haftalar sürebilecek kapsamlı bir askerî operasyon ihtimaline hazırlandığını okuyoruz. Olası bir operasyonun yalnızca nükleer tesislerle sınırlı kalmayıp devlet ve güvenlik altyapısını da hedef alabileceği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanı Rubio diplomatik çözümün zor olduğunu ifade etse de, tüm seçeneklerin masada olduğunu anlıyoruz. İran, ABD ile Cenevre’de süren nükleer görüşmelerde yaptırımların kaldırılması karşılığında petrol-doğalgaz projeleri, madencilik yatırımları ve uçak alımları gibi somut ekonomik kazanımlar içeren bir anlaşma arayışında olduğunu belirtirken, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu seyreltmeye açık olabileceği sinyalini de verdi.  Özetle taraflar masada ekonomik çıkar temelli bir uzlaşı zemini ararken, sahada askerî hazırlıklar müzakere gücünü artıran bir kaldıraç olarak kullanılıyor.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Münih Güvenlik Zirvesi sonrası Slovakya ve Macaristan’ı kapsayan Orta Avrupa turuna çıkarak Trump yönetiminin bölgeyle ilişkileri güçlendirme mesajını verdiğini görüyoruz. Slovakya'da Başbakan Fico ile enerji ve savunma iş birliğini görüşen Rubio, Macaristan'da ise Trump'a yakınlığıyla bilinen Viktor Orban ile bir araya gelecek. Her iki ülkenin Rus enerji kaynaklarına bağımlılığı ve Moskova ile temaslarını sürdürmesi dikkat çekerken, NATO'nun 2035'e kadar GSYH'nin %5'i savunma harcaması hedefi ve Ukrayna politikası görüşmelerin ana başlıkları arasında yer aldı. Rubio, Avrupa'ya yönelik eleştirilerini sürdürse de ulusal çıkarlar örtüştüğünde güçlü ortaklık vurgusu yaparak birlik mesajı verdiğini not edelim. AB'nin geleceğinin risk altında olduğu bilinci güçlenirken, savunma harcamalarının arttığı veya daha da artacağı bir ekosistemde, mutlak surette savunma sanayi temalı yatırım araçlarının portföylerde bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu cenahta en büyük ETF olan ITA takip edilebilir (2025 yılı getirisi %48).

İktisatbank Günlük Piyasa Analiz ve Yorumu 16 Şubat Pazartesi

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör