Eski Rum müzakereci Mavroyannis, Crans-Montana ve Berlin'de gelinen tüm yakınlaşmaları sıraladı
Eski Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, Crans-Montana ve Berlin süreçlerinde gelinen aşamayı anlatarak dönüşümlü başkanlık dahil siyasi eşitlikte önemli yakınlaşmalar sağlandığını, ancak garanti ve asker başlıklarında anlaşmazlıkların sürdüğünü açıkladı.
Kıbrıs sorununa ilişkin tartışmalarda öne çıkan bir değerlendirme, eski Rum tarafı müzakerecisi Andreas Mavroyannis’in Kathimerini gazetesine verdiği ve Andreas Kimitris tarafından kaleme alınan röportajda yer aldı.
Mavroyannis, Crans-Montana’da müzakerelerin hangi noktada kesildiğini ve Berlin’de gelinen aşamayı ayrıntılarıyla anlatarak, o tarihe kadar sağlanan temel yakınlaşmaları kamuoyuyla paylaştı.
SİYASİ EŞİTLİKTE GELİNEN AŞAMA: DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK ÖNERİSİ MASADAYDI
Mavroyannis, Rum tarafının siyasi eşitlik kapsamında dönüşümlü başkanlığı yazılı olarak kabul ettiğini açıkladı. Ancak bu kabulün; garantiler, asker, toprak düzenlemeleri ve mülkiyet gibi diğer temel başlıklarda tatmin edici bir sonuca varılması şartına bağlı olduğunu belirtti.
5 Temmuz 2017 tarihli öneriye göre, beş yıllık başkanlık süresi üç eşit döneme ayrılacaktı. Buna göre ilk 20 ayda Rum Başkan ve Türk Başkan Yardımcısı görev yapacak, sonraki 20 ayda görevler değişecek, son 20 ayda ise yeniden değişim yaşanacaktı.
Ayrıca ağırlıklı ve çapraz oy sistemi gündeme geldi. Başkan ile Başkan Yardımcısının ortak listeyle seçilmesi de önerildi, ancak Türk tarafı bu öneriyi kabul etmedi.
“BERLİN’DE SİYASİ EŞİTLİK BAŞLIĞINDA NEREDEYSE UZLAŞI SAĞLANMIŞTI”
Mavroyannis’e göre Crans-Montana’da siyasi eşitlik başlığı iki temel anlaşmazlık nedeniyle kapanmadı.
İlk anlaşmazlık, Başkan ile Başkan Yardımcısı arasında görüş ayrılığı çıkması durumunda nasıl bir yol izleneceği konusundaydı. Rum tarafı, tıkanıklıkları aşacak bir mekanizma önerdi. Türk tarafı ise bu durumun veto hakkı anlamına gelmesini savundu.
İkinci konu, “her kararda olumlu oy” talebiydi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin altı maddelik çerçevesiyle bu talep sınırlandırıldı. Buna göre olumlu oy hakkı, yalnızca hayati ve stratejik öneme sahip konularla sınırlı olacaktı.
Kasım 2019’da Berlin’de yapılan görüşmede bu iki başlık yeniden ele alındı. Mavroyannis, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın her iki konuda da uzlaşıya açık bir tutum sergilediğini ifade etti.
GARANTİ VE GÜVENLİK KONUSU: ASKER SAYISI AZALTILACAKTI ANCAK SÜRE TARTIŞMALIYDI
Garantiler konusunda Mavroyannis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in müdahale haklarının ve garantilerin derhal kaldırılmasını önerdiğini söyledi. Bu kaldırmanın, etkin bir uygulama ve denetim mekanizmasına bağlanması öngörülüyordu.
Türkiye adına Mevlüt Çavuşoğlu’nun, tek taraflı müdahale hakkının uzun vadede sürdürülebilir olmadığı görüşünü kabul ettiğini, ancak konunun çözümden 15 yıl sonra yeniden değerlendirilmesini savunduğunu aktardı.
Asker başlığında ise Guterres, asker sayısının İttifak Antlaşması’nda öngörülen seviyeye düşürülmesini önerdi. Kalan askerlerin statüsünün ise daha sonra garantör ülkelerin başbakanlarının katılımıyla yapılacak görüşmede netleştirilmesi planlandı.
Rum tarafı, geçiş döneminde askerlerin statüsünün bir SOFA anlaşmasıyla düzenlenmesini ve belirli bir sürenin sonunda bu birliklerin Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’deki bir operasyonuna entegre edilmesini önerdi. Türkiye ise asker sayısında ciddi indirimi kabul etti ancak çözümden sonra kalacak askerlerin süresiz olarak adada bulunmasında ısrar etti.
MAVROYANNİS, CRANS-MONTANA’YA KADAR SAĞLANAN TEMEL YAKINLAŞMALARI DA SIRALADI
Mavroyannis’in aktardığına göre Crans-Montana’ya kadar şu temel konularda yakınlaşma sağlandı:
-
"Birleşik Kıbrıs’ın BM ve AB üyesi olarak kalması; tek uluslararası kimlik, tek egemenlik ve tek vatandaşlık.
-
Beş yıllık görev süresi olan, farklı toplumlardan seçilecek Başkan ve Başkan Yardımcısına dayalı başkanlık sistemi; çapraz ve ağırlıklı oy; 7 Rum ve 4 Türk üyeli Bakanlar Kurulu; tıkanıklıkları aşacak eşit katılımlı mekanizmalar.
-
20-20 üyeli Senato ve en az yüzde 25 Türk üye oranına sahip 48 üyeli Temsilciler Meclisi.
-
Yüksek Mahkeme’de iki toplumun eşit sayıda temsil edilmesi.
-
4’e 1 nüfus oranı.
-
Türkiye vatandaşlarının statüsüne ilişkin özel düzenleme; oran konusunda 4:1 ile 1:1 arasında farklı görüşler.
-
Avrupa Birliği konularının federal yetki olması ve AB’nin dört temel özgürlüğünün kabulü.
-
Mülkiyet konusunda bireysel mülkiyet hakkının tanınması; iadenin mümkün olmaması halinde tazminat, takas veya alternatif mülkiyet gibi seçenekler; başvuru için mülkiyet komisyonu ve yargı yolu"
Toprak düzenlemeleri ise çözümün en kritik ve henüz tam netleşmemiş başlıklarından biri olarak kaldı.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.