Kıbrıs Türkünün bekası çözümde yatıyor…
Türkiye Cumhurbaşkanı Sn Erdoğan ile bizim Cumhurbaşkanımız Erhürman TDT zirvesine katıldılar. Önemli mi peki ? Son derece önemli. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın zirveye katılmasının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulaması son derece manidar. Anlıyoruz ki her iki Cumhurbaşkanı ortak bir yol izliyorlar. Uyum hele hele iki ülkenin devlet başkanları hususunda ortak dili konuşuyor olmaları önemli.
Tabii, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın TDT zirvesine katılabilmesi noktasında Ankara’nın önemli çaba ve desteği söz konusu. Perde gerisinde Sn Erdoğan var. bunu da Kabul etmek lazım. bakınız eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan arkanızdaysa birçok ülke de kapılar size ardına kadar açılır. Şu an yaşadığımızda bundan başka birşey değil.
Aslında Cumhurbaşkanı Erhürman ile Ankara Hükümetinin Kıbrıs konusundaki açıklamaları tutarlılık gösteriyor. Yani bir başka deyişle Kıbrıs konusunda ortak bir ilerleme yok. Ancak Birleşmiş Milletlere baktığımızda özellikle Crans Montana zirvesi gibi bir benzer zirvenin olabileceğini anlıyoruz. Burada iki nokta var; ya gerçekten Kıbrıs konusunda taraflar açısından bir ilerleme yok ya da perde gerisinde bir plan hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erhürman’I dinlediğinizde Kıbrıs konusunda küçük ilerlemeler olduğunu anlıyorsunuz ancak önemli konularda bir ilerleme olmadığını net bir şekilde de anlıyorsunuz ancak Birleşmiş Milletlerin tavrına baktığınızda işler hiç de öyle görünmüyor.
Türkiye’nin hem komşularıyla hem de Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişkilerini ne kadar iyi tutma çabasında olduğunu görüyoruz. Buradan yola çıkarsak Kıbrıs konusunun bu süreçten olumlu olarak etkilenmesinin son derece mümkün olduğunu düşünebiliriz. Yani hem komşularla sıfır sorun hem AB ülkeleriyle iyi ilişkiler ama Kıbrıs konusunda tek bir adım yok mantığının olması son derece imkansız görünüyor.
HRİSTODULİDİS ÜNİTER DEVLETİ SAVUNUYOR
Kıbrıs’ın gerçekleri var. Bu gerçekler ilginç bir hal almış durumda. Nikos Hristodulidis'in federasyondan ziyade üniter devleti savunduğunu söyleyebiliriz. Federasyon bildiğiniz gibi bir Türk tezi. Rumlar federal bir çözüme sarılmış durumda. Tabii Rumların federal çözümden anladığı ile bizim federal çözümden anladığımız olgular aynı şeyler değil. Özellikle Crans Montana zirvesinden sonra federal çözüme dayalı bir çözüm şeklinin Türk tarafınca kabul edilmediğini ve eşit egemen iki devlet temelinde bir müzakere sürecine geçildiğini biliyoruz. Rum tarafı federasyon derken Türk tarafı da bunu kabul etmezken Kıbrıs müzakerelerinin başlaması söz konusu değil. Kıbrıs müzakerelerinde Papadopulos tarzı bir sürece sürüklenilebilir. Papadopulos çok katı bir görüşmeciydi ve adeta Kıbrıs konusunu Papadopulos ile müzakere etmek çok zordu. Yeni dönemde üniter devlet mantığı taşıyan Hristodulidis ile ne kadar verimli bir görüşme süreci olacak bunu da bekleyip göreceğiz.
Yaklaşık 50 yıl Kıbrıs’ta federasyon görüşüldü ve bir sonuç alınamadı. Federasyondan Rum tarafı da vazgeçse ve Türk tarafının istediği görüş zeminine gelse Kıbrıs konusunda yine bir ilerleme olmaz. Rumların istedikleri gayet açıktır. Rumlar siyasi eşitliği paylaşmak istemiyor, sıfır asker sıfır garanti üzerinde duruyorlar. Masanın üzerinde bunlar varken nasıl olacak da Kıbrıs’ta bir çözüm ortamı oluşsun. Bu nedenle Kıbrıs konusu artık ihtiyarlamıştır, çökmüştür, çözülemez hale gelmiştir, çözülemez halden de ziyade çözülmesi için görüşülemez hale gelmiştir. Görüşemediğiniz konuyu çözemezsiniz de. Şu an Kıbrıs sorunu taraflarca görüşülemez durumdadır. Bu nedenle Kıbrıs konusu ihtiyarlamış ve umut vadetmeyen bir konu haline dönmüştür.
CRANS MONTANA’DA ÇÖZÜLSE ÇÖZÜLÜRDÜ
Gerçekten de Crans Montana zirvesi Kıbrıs sorunun çözülebileceği en iyi zirveydi. Türk tarafı birçok konuda taviz dahi vermişti. Garantiler olsun askerin azaltılması olsun hep bunlar kademeli olarak yapılacaktı. Gelin görün ki bu olmadı. Dönemin Yunanistan Başbakanı Çipras bile Crans Montana zirvesini destekliyordu: Nikos Anastasiadis, Çipras’ın hükümet ortağı olan Kociyas ile iş birliği yapmış ve Kociyas, Çipras’ı hükümeti bozmakla tehdit etmişti. İki çözüm düşmanı Anastasiadis ile Kociyas iş birliği yapmıştı. Kıbrıs sorunu çözülseydi Crans Montana’da çözülürdü. Mademki orada çözülmedi artık çözülmesi son derece zordur. Örneğin Türk tarafı tekrardan federasyonu görüşmeye hazır bile olsa tarafların federasyondan anladıkları ve bekledikleri şeyler aynı şeyler değildir.
Çözüm Rumların uzlaşmazlığından dolayı mümkün değildir. Bu nedenle yeni dönemde Hristodulidis ile Erhürman görüşecek herhangi bir şey bulamayacaklardır. Böyle bir tehlike var ama yazının başında da ifade ettiğim gibi Birleşmiş Milletler her zaman olduğu gibi iyimser ve umutlu. Ben yine de umutsuz olmamayı tercih ediyorum, çünkü Kıbrıs Türk halkının bekası uluslararası bir çözümde yatmaktadır.
********************
Günün Sözü
“Bugünkü aklımız olsaydı Rumları AB’ye almazdık.”
Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.