İÇ HABERLER
okuma süresi: 7 dak.

Aşıkoğlu’ndan kritik uyarı: “Bu savaş toprak değil enerji savaşı”

Aşıkoğlu’ndan kritik uyarı: “Bu savaş toprak değil enerji savaşı”

Kıbrıs Postası'na konuşan Kıbrıs Türk Petrolleri Ltd. Genel Müdürü Şahap Aşıkoğlu, İran-İsrail hattında tırmanan savaşın klasik bir askeri çatışma olmadığını, küresel enerji dengelerini kökten değiştirebilecek bir sürece dönüştüğünü vurguladı.

Yayın Tarihi: 23/03/26 14:46
okuma süresi: 7 dak.
Aşıkoğlu’ndan kritik uyarı: “Bu savaş toprak değil enerji savaşı”

Kıbrıs Postası'na konuşan Kıbrıs Türk Petrolleri Ltd. Genel Müdürü Şahap Aşıkoğlu’na göre savaşın merkezinde artık toprak değil enerji akışının kontrolü yer alıyor. Bu durum, çatışmayı yalnızca bölgesel bir kriz olmaktan çıkarıp, küresel ekonomi ve enerji güvenliği açısından sistemik bir risk haline getiriyor.

Aşıkoğlu, İsrail’in savaş sonrası için Körfez enerji kaynaklarını kendi limanlarına bağlama hedefinin, çatışmanın arkasındaki jeoekonomik motivasyonu ortaya koyduğunu belirtiyor.

Bu yaklaşımın, mevcut enerji altyapısının tahribi üzerinden yeni enerji güzergâhlarının kurulmasına zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

“ARTIK PETROL FİYATI DEĞİL, ERİŞİM KRİZİ VAR”

Analizde en dikkat çekici tespitlerden biri ise piyasanın korkusunun değiştiği yönünde.

Aşıkoğlu’na göre artık mesele petrolün pahalanması değil, petrole fiziksel olarak erişimin risk altına girmesi. Bu durum, küresel ölçekte arz fazlası olsa bile enerjiye ulaşımın garanti olmadığı yeni bir döneme işaret ediyor.

SAVAŞ BÖLGESEL KRİZE DÖNÜŞÜYOR

İran’ın Körfez ülkelerini hedef alabilecek kapasitede hareket etmesi, çatışmanın iki ülke arasındaki bir savaş olmaktan çıktığını gösteriyor.

Aşıkoğlu, bu gelişmenin bölgesel bir enerji krizini tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.

EKONOMİK FATURA KATLANARAK BÜYÜYOR

Savaşın ekonomik etkilerine de dikkat çeken Aşıkoğlu, petrol fiyatlarındaki artışın devletler, şirketler ve vatandaşlar üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirtiyor.

Özellikle enerji fiyatlarındaki artışın:

  • enflasyonu artırdığı
  • cari açıkları büyüttüğü
  • kamu maliyesi üzerinde baskı yarattığı vurgulanıyor.

“BU KRİZ DEVLETLERİ EZİP GEÇECEK”

Aşıkoğlu’na göre savaşın geldiği nokta artık sadece askeri değil, doğrudan ekonomik bir yıkım riski barındırıyor.

Enerji altyapısının hedef alınması halinde petrol fiyatlarının çok daha yüksek seviyelere çıkabileceği ve bunun küresel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

İRAN SAVAŞININ MERKEZİ TOPRAK DEĞİL, ENERJİ AKIŞIDIR

Şahap Aşıkoğlu’nun değerlendirmesi şöyle;

“Son yazacağımı ilk yazmayı hep tercih ederim. Bu savaşın merkezinde artık toprak değil, enerji akışının kim tarafından, hangi rota üzerinden ve hangi güvenlik mimarisi altında yönetileceği sorusu var.

Burada mesele sadece İran’ı cezalandırmak olsaydı, petrol ve gaz altyapısını hedefleyen bir savaş stratejisi bu kadar öne çıkmazdı. Netanyahu’nun savaş sonrasında Körfez petrol ve gazının İsrail’den Akdeniz limanlarına uzanacak hatlarla taşınmasını savunması, bu çatışmanın güvenlik boyutunun yanında enerji güzergâhı boyutu da olduğunu güçlü biçimde düşündürüyor.

Bu strateji, savaşı klasik güvenlik meselesinden çıkarıp jeoekonomik harita revizyonu riskini büyütüyor. Yani mevcut enerji altyapısının tahribi, yeni enerji akış düzenlerinin kurulmasını dayatabilir. Böylece yeni bir enerji akışının mimarisi oluşacak.

Bu süreci anlayabilmek için önce bazı saptamalar yapmamız gerekiyor.

Bu savaşın kısa sürede bitmeyeceği ve etkilerinin kalıcı olabileceği anlaşılıyor.

ABD için İran’ın ciddi ve acil bir tehlike yarattığı tartışmalıydı ve savaş başladığında İran ile nerdeyse uzlaşılıyordu. Bu savaş ABD için “tercih edilen bir krizdir” diye düşünen ve seslendiren birçok Amerikalı otorite var. Yani, ABD kendisi için siyasal ve stratejik olarak kullanışlı bulduğu bu krize dahil olmuş olabilir.

Bu savaş artık yetim değil. Tarafsız ülkeler taraf seçmeye zorlanıyor. Nitekim İngiltere de üslerinin ABD ve İsrail tarafından kullanılmasına izin vermek durumunda kaldı.

Savaşı kimse kazanmıyor ama İran’ın savaşı uzatma ve yayma stratejisi iyi çalışıyor ve savaş uzadıkça ekonomik boyutunun ağırlığı da katlanarak büyüyor.

Savaşın petrol altyapısına yöneldiği andan itibaren piyasanın asıl korkusu petrol fiyatı olmaktan çıkıp “fiziksel erişim riski” olmuştur. Bu şu demek: savaş petrolü sadece pahalı etmiyor, bulunması ve erişilmesi zor bir hale getiriyor. Dünyanın başka bir yerinde arz fazlası olsa bile ulaşıp alamıyorsunuz.

Savaş artık İran-İsrail savaşı değil; Körfez’in tamamına yayılma kapasitesi taşıyan, sistemik bir enerji krizi potansiyeli üretmiştir. İran’ın Katar, BAE, Bahreyn, Suudi Arabistan gibi ülkeleri hedef alması savaşın artık “ikili çatışma” formatından çıktığını, bölgesel çatışmaya geçtiğini gösteriyor.

PETROL FİYATLARI VE MALİYET ŞOKU

Bu sonuca nasıl ulaştığımı isterseniz birlikte analiz edelim.

İran, ABD ve İsrail arasındaki savaş bugün 20’nci gününde. Savaşın 3’üncü gününde yaptığımız sektörel toplantılarda, eğer savaşın süresi 3 haftayı geçerse Brent petrolün yıl sonuna kadar 100-120 dolar arasında dalgalanacağını öngörmüştük. O günün 3 senaryosundan en kötüsünü bugün yaşıyoruz. Brent petrol 119’u gördü ve şu an 113.

Savaşın başladığı 28 Şubat günü 8 ton akaryakıtın maliyeti yaklaşık 6 milyon dolarken bugün 11 milyon dolar. Aynı ürün aynı gemi ama 5 milyon dolar fazla ödüyorsun. Bu farkı savaş maliyeti olarak halk ve ticari kuruluşlar ödüyor.

Halkı ve ticari kuruluşları koruyabilmek adına devletler nasıl bir yükün altına girecek bir de buna bakalım. Türkiye Merkez Bankası ekonomistlerinin çalışmaları, Brent’te 10 dolarlık artışın Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 2,6 milyar dolar artırabileceğine ve enflasyona yaklaşık 1,2 puanlık ek baskı yapabileceğine dikkat çekiyor. Sadece Brent petrol fiyatından oluşan fark ile yıl sonuna kadar Türkiye’nin cari açığı 13 milyar dolar, enflasyonu ise 6 puan artabilir.

Özetle, bu savaşın tırmandırılan boyutu artık devletleri, merkez bankalarını, şirketleri ve halkı ezip geçecek bir boyuta ulaştı.

Özellikle İsrail’in İran’ın South Pars doğal gaz sahası ve Asaluyeh’deki işleme altyapısını hedef alması, savaşın yalnızca askeri değil enerji-jeopolitiği eksenine de kaydığını gösterdi. Bu hamle sadece İran’ın ekonomisini değil bütün dünya devletlerinin ekonomilerini ciddi risk altına alma anlamına gelir. Bu yıkımın devam etmesi halinde Brent petrolün 150 doları zorlaması beklenen bir olasılıktır.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör