Sürekli konuşuyoruz ama hiç anlaşamıyoruz

Yayın Tarihi: 16/01/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Hiç bu kadar çok konuşmadık, hiç bu kadar az anlaşılmadık. Sesler çoğaldı, kelimeler hızlandı, kanallar arttı; ama temas azaldı. Bugün yaşadığımız iletişim sorunu bir ifade eksikliği değil, bir temas yoksunluğudur. İnsanlar anlatıyor, açıklıyor, savunuyor; fakat karşısındakine ulaşamıyor. Çünkü ulaşmak, sadece konuşmakla olmaz.

Modern iletişim, hız üzerine kurulu. Hız ise sabra düşmandır. Dinlemek sabır ister; anlamaya çalışmak zaman ister; susarak alan açmak cesaret ister. Oysa hız, cevabı sorudan önce ister. İnsanlar karşısındakini dinlemek için değil, sıranın kendilerine gelmesini beklemek için sessiz kalıyor. Bu yüzden konuşmalar diyalog değil, yan yana dizilmiş monologlar hâline geliyor.

Bugün herkesin söyleyecek bir sözü var, ama çok az kişinin duyacak bir kulağı var. Dinlemek edilgenlik gibi algılanıyor. Konuşmak ise varlık göstergesi sayılıyor. Bu yüzden insanlar susmaktan korkuyor. Sustuklarında görünmez olacaklarını, geride kalacaklarını, unutulacaklarını düşünüyorlar. Oysa gerçek anlaşılma, çoğu zaman konuşmanın durduğu yerde başlar.

İletişim çağının büyük yanılgısı şudur: Daha fazla konuşursak daha iyi anlaşacağımızı sanıyoruz. Oysa çoğu zaman tam tersi olur. Kelimeler arttıkça anlam incelir. Gürültü yükseldikçe nüanslar kaybolur. İnsanlar artık ne söylendiğini değil, neye tepki verilmesi gerektiğini takip ediyor. Bu da iletişimi bir refleks oyununa çeviriyor.

Anlaşılmak savunmasızlık ister. Yanlış anlaşılma riskini göze almayı gerektirir. Oysa modern insan riskten kaçınır. Kırılmamak için mesafe koyar, incinmemek için yüzeyselleşir. Sonra da kimsenin kendisini gerçekten anlamadığından şikâyet eder. Bu bir çelişki değil, bir sonuçtur.

Kalabalıklar içinde yaşanan yalnızlık tam da buradan doğar. Sürekli temas hâlindeyiz ama kimseye dokunmuyoruz. Herkes çevrili ama kimse tutulmuyor. Çünkü temas, sorumluluk getirir. Anladığında müdahil olman gerekir. Oysa izlemek daha kolaydır. Beğenmek, geçmek, unutmak… Bunlar bağ kurmaktan daha az yorucudur.

İletişimin bir başka sorunu da savunma hâline dönüşmesidir. İnsanlar artık konuşarak yakınlaşmıyor; konuşarak pozisyon alıyor. Her cümle bir kimlik beyanı, her fikir bir cephe işareti gibi sunuluyor. Böyle olunca konuşma, köprü olmaktan çıkar; duvar hâline gelir. Herkes kendi tarafında daha da yalnızlaşır.

Bu çağda iletişim var ama ilişki zayıf. Bilgi akıyor ama güven oluşmuyor. Cümleler kuruluyor ama kalpler açılmıyor. Çünkü anlaşılmak için sadece kelime değil, niyet gerekir. Sadece ses değil, dikkat gerekir. Sadece ifade değil, açıklık gerekir.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey daha iyi konuşmak değil; daha iyi susmak. Karşısındakine yer açmak. Cevabı hemen vermemek. Anlamadığını kabul etmek. Çünkü gerçek iletişim, kelimelerin çokluğunda değil; iki insanın birbirine gerçekten yaklaşabildiği o nadir anlarda gerçekleşir.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.