Üç tane devle savaşıyoruz, sevgili Sancho: Adaletsizlik, korku ve cehalet!

Yayın Tarihi: 09/01/26 07:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

"Üç tane devle savaşıyoruz sevgili Sancho: adaletsizlik, korku ve cehalet ile."

İspanyol edebiyatının ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından birisi olarak kabul edilen Miguel de Cervantes Saavedra’nın 1605-1615 yılları arasında yazdığı iki ciltlik romanın başkarakteri Don Kişot'un bu sözleri bugün daha da geçerli.

İlk dev, en güçlüsü: ADALETSİZLİK. Bu canavar öyle büyümüş ki artık masmavi gökyüzünü bile kapatıyor. Zengin daha zengin olurken fakir daha fakir oluyor. Güçlü suçsuz kalıyor, mazlum eziliyor.

Aslında, tek ihtiyacımız olan şey açgözlü zalimlerin karşısında göstermemiz gereken cesaret. Özgürlüğün sırrı da cesarettir. Çünkü, dünyada  taklit edilemeyen tek şey cesarettir

Kimsenin bir başkasının haklarına güç kullanarak tecavüz etmeye ya da güç kullanarak ona kendi fikirlerini dayatmaya, köleleştirmeye hakkı yoktur.

Ve en kötüsü, bu adaletsizlik artık normal görülüyor. "Hep böyleydi, hep böyle olacak" diyoruz. Yoksa, Charles Bukowski’nin “Böyle geldik, böyle gidiyoruz. Tebeşir yüzlü gülüşler gibi. Bayan Ölüm'ün gülüşü gibi. Politik manzaraların yok oluşu gibi. Kaypak bir balığın, kaypak bir avını beklemesi gibi” şiirindeki dizeler gibi miyiz?

Halbuki, Don Kişot’a deli denildi ama o en azından adaletsizlik devine karşı kılıcını çekmişti. Peki ya biz? Biz sadece izliyoruz, şikâyet ediyoruz, sonra da alışıyoruz.

Bu dünyada sadece iki tür insan var: Zalimler ve kurbanlar. Üçüncü bir kategori yok.

Adalet dediğimiz şey artık bir masal mı?

Evet çünkü, insanların çoğu adalet istemiyor aslında?

Peki ne istiyor?

Adaletsizlikten pay istiyor. İnsanlar adaleti kutsar ama içten içe onun eşitlik fikrinden sakınır. Adaletsizliğin kazandırdığı ayrıcalık, onlara başkalarının hakkını ücretsiz tattırma konforunu sunar.

Çünkü, çoğumuz genel itibariyle fırsatçıyız. Kalplerimiz soğuk, gözlerimiz tamah ve ihtiras ile yanıyor.

Halbuki, dünyadaki en büyük özgürlük seçebilme özgürlüğüdür.

İnsanın özgür iradesi vardır.

İkinci dev daha sinsi: KORKU. Bu canavar göründüğü kadar büyük değil, ama en etkili silahı hayal gücümüzü öldürüyor. Bu korku bizi evcilleştiriyor, sıradan kılıyor, hayal kurmaktan vazgeçiriyor.

Kaç kişi doğruyu savunamadı korkudan? Bu dev bizi yaşarken öldürüyor.

Üçüncü dev belki de en tehlikelisi: CEHALET. Çünkü bu canavar kendini bilgi kılığında gösteriyor. Sosyal medyada dolaşan yalanlar, nefret söylemleri, önyargılar. Hepsi bu devin silahı.

Modern çağda cehalet daha da tehlikeli hale gelmiştir. Sosyal medya sayesinde cahil fikirler saniyeler içinde milyonlara ulaşıyor. Yalan haber gerçekten hızlı yayılıyor.

Çünkü cehalet bulaşıcıdır.

En korkuncu da şu: Bu dev insanları kendi cehaletleriyle övündürüyor. Tartışmayı, sorgulamayı, öğrenmeyi düşmanlık olarak görüyor. Halbuki, cehalet özgüven kılığına girmiş aptallıktır.

Peki Ya Bizim Kılıcımız?

Don Kişot'un kılıcı paslanmış, kalkanı çatlamış, sadık yoldaşı Rocinante ise yaşlı, zayıf ve bitkin bir attı. Ama o yine de savaşmıştı. Çünkü biliyordu ki bu devlerle savaşmak zorundaydı. Deli denildi, güldüler ona, ama o vazgeçmedi.

Bugün bizim kılıcımız ne? Sesimiz. Kalkanımız ne? Doğrularımız. Atımız ne?

Bu üç devle savaş bitmiyor çünkü onlar bizim içimizde de var. Adaletsizliğe kayıtsız kaldığımızda, korkularımıza yenildiğimizde, öğrenmeyi bıraktığımızda. O zaman biz de bu devlerin ordusuna katılmış oluyoruz.

Belki de 20. yüzyılın en büyük filozoflarından biri olan Emil Michel Cioran'ın ilk eseri olan 1949 tarihli felsefi kitabı Çürümenin Kitabı’nda yazdığı gibi; “Hepimiz sahtekâr olduğumuz için birbirimize tahammül ederiz.”

Zira vicdanımız, biz onu öldürmedikçe, yanılmaz bir yargıçtır.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.