Tam gün eğitim var mı, yok mu?

Yayın Tarihi: 12/01/26 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Kamusal eğitimde, devlet okullarında, "tam gün eğitim" var mı, yok mu?

Bu uygulama tam olarak yapılıyor mu, eksiği, fazlası yok, soru belli.

Birkaç hafta, yeni yıl öncesi olması sebebiyle de özellikle şehir merkezlerinde, güney Kıbrıs geçiş kapılarında, inanılmaz yoğunluklar yaşandı.

Okulların tatil olduğu dönemlerle, eğitimin devam ettiği dönemler arasında trafikte siyahla beyaz gibi bir zıtlık var.

Bu konunun mesai saatleri ve eğitim saatlerinin yeniden düzenlemesi ile aşılacağına ve ciddi bir rahatlama olacağına inanıyorum.

Bu bile tek başına bir reform olur ve ülkeye de aha çok fayda sağlar.

Tam gün eğitim olunan günlerde, okul önlerinde yaptığım bir tespiti de aktarayım;

Okul önleri keşmekeş, okuldan çıkan, dışarıdan yemek alan öğrenciler, okul önlerinde çocuğuna yemek götüren aileler, yiyeceği olmayan öğrenciler, baş etmekte zorlanan öğretmenler.

Bu dönemin ilk yarısının sonuna gelirken, bu karmaşaya birilerinin el atması, konuyu yeniden ele alıp, tüm paydaşlarla, bir geçiş süreci ve hazırlığıyla bu konuyu bir sonuca bağlaması gerek.

Sorun Eğitim Bakanlığını aştı, artık mesele hükümetin meselesi.

Ortada ne olduğu belli olmayan, kimin ne yaptığının bilinmediği, faydadan çok zararın artarak büyüdüğü bir uygulama belirsizliği var.

Böyle olunca, ne öğrenci, ne öğretmen, ne de ailelerin bir beklentisi motivasyonu yok.

Sendikalar konuyu sık sık gündeme getirerek eğitimi durduruyor ve verimsizliği artırıyor.

Bir kısım öğretmen eylem ve grevlere destek verirken, bir kısım öğretmen, katılmıyor, bu durum da kendi içinde bir başka sorun yaratıyor.

Eğitimin gerçek sorunları, kaliteyi, reformları konuşmaya enerji kalmıyor.

Dört dörtlük olan hiçbir şey yoktur.

Fakat belirsizlik, normalleştirilen sistemsizlik, gün gelir sistemin kendisi olur.

Bugün öğrencilerin hayata hazırlanması, ülkeye dair bilinç, gelecekten beklentiler, ailelerin tutumu, eğitim sisteminin sınıfta kalmayı bile ortadan kaldırması, geleceğe dair ne beklenebilir.

Rum tarafında veya KKTC de çalışan yabancılar da hemen herkesin özellikle İngilizce konuşabildiği bir ortamda, KKTC eğitim sistemi yabancı dili ne kadar öğretebiliyor.

Bu bir örnek, bu iletişim çağında yabancı dil meselesinin bu kadar geride kalması anlaşılabilir değil.

Kıbrıslı Türkler sosyal alanları terk ettiği, çekildiği gibi kamusal eğitim ve sağlık başta olmak üzere, pek çok kamu hizmetini özelden karşılıyor.

Tabi ki sebepleri çoktur, mutlaka haklı taraflar vardır, bu nüfusun ve nitelikli insan eksikliğinin bir göstergesi de olabilir.

Fakat bu farklı sorunlar yaşatıyor, okullarda çok sayıda yabancı öğrenci var, uyum ve rehabilite anlamında eksiklikler, zorluklar yaşanıyor.

Öğretmenler başka sorunlardan eğitime motive olmazsa, bu ortamda, binanın, sınıfın, malzeme eksikliğinin hiç bir önemi kalmaz.

Sorunlar yerinde görülmeli, sokağa çıkılmalı, öğrenci, öğretmen, alileler, eğitimi yönetenler, sorumlulukla hareket etmeli.

Okullarda ve özellikle kamuda, akran zorbalığı, zararlı madde kullanımı, yaşla uyuşmayan hayat tarzları, gün ve gün artıyor.

Geleceğe dair esas tehlike budur ve artık görmezden gelinecek noktayı aşmıştır.

Eğitim de her anlamı ile reform şarttır.  

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları