Hiçlikten korkan bir çağda ben olma hastalığı

Yayın Tarihi: 09/01/26 07:50
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Bu çağ “ben” kelimesiyle dolu ama benlikten yoksun. Herkes kendini anlatıyor, kendini tanımlıyor, kendini savunuyor. Ama çok az kişi kendini biliyor. Çünkü bugün “ben olmak” bir varoluş hâli olmaktan çıktı; bir vitrin düzenlemesine dönüştü. Benlik, yaşanan bir derinlik değil, sergilenen bir imaj hâline geldi.

Hiçlikten korkan insan, kendini sürekli doldurmak zorunda hisseder. Boşluk tehdit gibi algılanır. Sessizlik tehlikelidir. Durmak kayıptır. Bu yüzden insan, kendini sıfatlarla, başarılarla, görüşlerle, cümlelerle şişirir. Konuşur, paylaşır, gösterir. “Ben buradayım” demenin yüzlerce yolunu bulur. Ama bu çaba, varoluştan değil panikten beslenir.

Ben olma hastalığı, özgüven fazlalığı değildir; güven eksikliğidir. Kendinden emin olan insan, kendini sürekli ilan etmez. Kendini ispat etme ihtiyacı, içteki boşluğun dışa taşmasıdır. İnsan içini dolduramadıkça dışını kalabalıklaştırır. Bu kalabalık ise bir süre sonra kişiliğin yerini alır.

Bu çağda kimlikler derinleşmez, çoğalır. İnsan tek bir benlik taşımak yerine, duruma göre değişen benlikler üretir. Her ortam için ayrı bir yüz, her kitle için ayrı bir ses, her gündem için ayrı bir duruş… Bu esneklik olgunluk sanılır. Oysa çoğu zaman bu, merkez kaybıdır. Merkezini kaybeden insan, her yöne dönebilir ama hiçbir yere ait değildir.

Hiçlik korkusu, tevazuyu itibarsızlaştırdı. Sessizlik yetersizlik, geri durmak başarısızlık gibi sunuluyor. Oysa benlik, en çok susabildiği yerde güçlenir. Kendini her an ifade etme ihtiyacı duyan insan, aslında kendini ikna etmeye çalışıyordur. Çünkü içten gelen bir onay yoktur; dışarıdan toplanır.

Bu yüzden insanlar artık “kim olduklarını” değil, “nasıl göründüklerini” önemsiyor. Görünürlük, varoluşun yerine geçiyor. Görünmeyen değersiz, sessiz anlamsız, iddiasız etkisiz sayılıyor. Böyle bir dünyada hiçlik, korkulacak bir boşluk gibi sunuluyor. Oysa hiçlik, insanın kendini arındırabildiği yerdir. Fazlalıklardan, rollerden, maskelerden sıyrılabildiği alan.

Hakiki benlik, sürekli konuşmaz. Sürekli savunmaz. Sürekli görünmez. Ama tutarlıdır. Derinliği vardır. Zamanla aşınmaz. Gösterişten değil, anlamdan beslenir. Bu yüzden gürültülü dünyada fark edilmez ama insanın içinde yer eder.

Belki de bu çağın asıl hastalığı kimlik krizi değil, hiçlikle yüzleşememe hâlidir. İnsan, kendisinden geriye ne kaldığını görmekten korktuğu için “ben” demeyi bir savunma cümlesine dönüştürdü. Oysa hiçlikten korkmayan insan, benliğini büyütmez; sadeleştirir. Çünkü bilir ki gerçek benlik, doldurularak değil, arındırılarak ortaya çıkar.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Suat Kalender09/01/26 13:28
Hiçlik olarak değil de özgün olmak terimi daha doğru bir tanım olurdu. Kişilik ve davranışları çok güzel ve doğru tanımlamış. Hiçlik ayrıca tartışılabilecek uzun bir konu ve hiçlik dışındaki tüm tespitler katılıyorum.