Sosyal medya yasakları

Yayın Tarihi: 10/01/26 08:30
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağı tartışması, yüzeyde bir “yaş sınırı” meselesi gibi görünse de, derininde çocukluk, denetim, dijital kültür ve kamusal sorumluluk arasındaki gerilimi barındırıyor. Bu tartışmayı sağlıklı biçimde anlayabilmek için gözümüzü biraz dışarıya, başka ülkelere çevirmek gerekiyor. Çünkü Türkiye bu eşiğe gelen ilk ülke değil; sadece kendi toplumsal refleksleriyle bu meseleyi yeniden kurmaya çalışanlardan biri. Bizi neden ilgilendiriyor peki? Çünkü ön bahçede ne ekilirse arka bahçede o çıkıyor. olursa 

ABD’de sosyal medya için genel kabul gören alt yaş sınırı 13. Ancak bu sınır bir “yasak”tan çok, çocukların kişisel verilerinin korunmasına dayanan hukuki bir çerçeveyle çalışıyor. Devlet çocuğu platformdan koparmıyor; platformu çocuk karşısında sınırlıyor. Çocuğun verisi izinsiz toplanamıyor, reklam hedeflemesine sokulamıyor. Yani mesele erişimden ziyade, ekonomik sömürüyle ilgili.

İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde de benzer bir yaklaşım var. Yaş sınırı 13 olarak kabul ediliyor ancak bu yaş, çocuğun tamamen “serbest” olduğu anlamına gelmiyor. Ebeveyn onayı, gözetim ve içerik denetimi sistemin doğal bir parçası. Çocuk tek başına bir kullanıcı değil; rehberli bir özne olarak görülüyor. Devlet, yasak koymaktan çok, ebeveyni sürecin içine çekiyor.

Türkiye’ye en çok benzeyen model ise Fransa’da karşımıza çıkıyor. Fransa’da 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya kullanımı ebeveyn iznine bağlı. Burada da doğrudan bir yasak yok; ama “koşulsuz erişim” de yok. Devlet, çocuğun dijital dünyaya tek başına bırakılmasının risklerini kabul ediyor fakat bunu toptan bir kopuşla çözmeye çalışmıyor.

İran, Afganistan ve benzeri ülkeleri hiç konuşmaya gerek yok bile yok. Öte yandan Çin gibi doğuştan yasakçı ülkelerde tablo çok daha sert. Saat sınırlamaları, içerik kotaları ve hatta yüz tanıma sistemleriyle yaş doğrulama uygulanıyor. Burada koruma maksimum, bireysel özgürlük minimum. Devlet, çocuğun dijital dünyadaki varlığını neredeyse tamamen merkezi olarak yönetiyor. Bu model, güvenlik açısından güçlü ama ifade özgürlüğü açısından son derece tartışmalı.

Bütün bu örnekler bize şunu gösteriyor: Sosyal medya yasağı meselesi aslında tek bir doğruya sahip değil. Ülkeler, kendi kültürel kodlarına ve devlet-toplum ilişkilerine göre farklı çözümler üretiyor. Ancak hepsinin ortaklaştığı bir nokta var: Çocuk, algoritmaların insafına bırakılmaması gereken bir varlık.

Sosyal medya, zararlı içerikler, bağımlılık mekanizmaları, siber zorbalık ve görünürlük baskısıyla dolu bir alansa, bu alana yaklaşan her çocuğun yanma riski vardır. Devletin yasaklama refleksi de tam olarak buradan doğar: Ancak sorun şu ki, her yaş aynı şekilde yanmaz. Aynı yaş grubunda olup dijital okuryazarlığı gelişmiş, ailesiyle güçlü iletişim kurabilen, sosyal medyayı bir tüketim alanı değil bir öğrenme ve ifade alanı olarak kullanan çocuklar da vardır. Toptan yasaklar, bilinçli kullanıcıyı, bilinçsiz kullanımla aynı kefeye koyar.

Daha da önemlisi, sert yasaklar çoğu zaman beklenen etkiyi üretmez. Çocuk sosyal medyadan tamamen kopmaz; sadece görünmez olur. Sahte yaşlarla, denetimsiz hesaplarla, ebeveynin ve kamunun hiç görmediği alanlara kayar. Bu da koruma iddiasıyla yola çıkılan bir düzenlemenin, çocuğu daha savunmasız hale getirmesi anlamına gelir.

Asıl soru bu yüzden yaş sınırının kaç olacağı değil, çocuğun dijital dünyaya nasıl hazırlandığıdır. Sosyal medya ateştir; ısıtır da yakar da. Mesele ateşi tamamen söndürmek değil, kimin ne zaman, ne kadar yaklaşacağını öğretmektir. Aksi halde çocuğun ifade becerisi, dijital yetkinliği ve geleceğin kamusal dili de yanar.

Burada bir de eleştiriyi yazmak şart: Öyle ki, 13-14 yaşında çocukların hemen her gün bir yerlerde cinayet işleyebildiği ve silaha erişebildiği bir coğrafyada, sosyal medyaya erişimin gerçekten engellenebileceğini düşünmek ütopik.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.