Bir fincan çayın öğrettiği sabır
Çay aceleye gelmez. Su kaynamadan olmaz, demlenmeden içilmez. Bu yüzden çay, farkında olmadan sabrı öğretir. Beklemeyi, durmayı, araya zaman koymayı… Bugünün dünyasında en çok unuttuğumuz şeyleri.
Bir fincan çay, “hemen” kültürüne karşı sessiz bir itiraz gibidir. Hemen hazır olmaz, hemen tat vermez. Ama sabredersen karşılığını verir. Bu yönüyle çay, hayata dair küçük bir ders taşır.
Pazar günleri çay başka demlenir. Daha sakindir. Eline aldığında acele etmezsin. Yudumlar arasında boşluklar vardır. O boşluklarda düşünceler gezinir, anılar gelir, bazen sadece susulur. Bu suskunluk rahatsız etmez. Aksine iyi gelir.
Çay içmek bir ritüeldir. Ritüeller, insana güven verir. Her şeyin çok hızlı değiştiği bir dünyada, değişmeyen küçük alışkanlıklar tutunacak dal gibidir. Çayın bu kadar sevilmesinin nedeni belki de budur: Tanıdıktır, sabittir, yormaz.
Bir fincan çay, beklemenin kayıp olmadığını hatırlatır. Her şey hemen olmak zorunda değildir. Bazı şeyler zaman ister. İnsanlar, ilişkiler, duygular… Demlenmeden içilen çay gibi, aceleyle yaşanan hayat da tatsız olur.
Pazar günü içilen bir çay, haftaya şu sessiz cümleyi bırakır: Sabır bir eksiklik değil, bir derinliktir. Ve bazen en iyi şeyler, bekledikçe güzelleşir.
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.