Merhamet neden zayıflık sanılıyor?
Merhamet, bu çağda yanlış bir yere yerleştirildi. Gücün karşısına konuldu, gerçekçilikten kopuk sayıldı, hatta zaman zaman saflıkla eş tutuldu. Oysa merhamet, güçsüzlerin sığınağı değil; gücü olanların taşıyabileceği ağır bir sorumluluktur. Çünkü merhamet, insanın elinde seçenek varken daha zor olanı tercih etmesini gerektirir. İntikam alabilecekken durmayı, haklıyken incitmemeyi, görmezden gelebilecekken görmeyi…
Merhametin zayıflık sanılmasının temel nedeni hızdır. Hızlı dünyada empati pahalıdır. Karşıdakinin yerine kendini koymak zaman ister, dikkat ister, durmayı gerektirir. Oysa sistem duranı değil, geçenleri ödüllendirir. Bu yüzden sertlik “netlik”, hoyratlık “dürüstlük”, acımasızlık ise “hayatın gerçeği” gibi sunulur. Kelimeler değişir, vicdan rahatlatılır.
Bugün merhametsizlik çoğu zaman akılcılıkla karıştırılıyor. İnsanlar kırıcı sözlerini mantıkla, dışlayıcı tavırlarını gerçekçilikle süslüyor. Böylece yapılanın bedeli azaltılıyor. Ama kalp bu süslemeleri tanımaz. Kırılan kırılır, incinen incinir. Sonra toplum, neden bu kadar öfkeli, neden bu kadar yalnız, neden bu kadar güvensiz olduğunu sorgular.
Merhamet güçlü bir iç denge ister. Kendini merkeze koymamayı, başkasının yükünü de hesaba katmayı gerektirir. Bu yüzden yorucudur. İnsanlar yorulmamak için merhameti küçümser. “Benim sorunum değil”, “hak etti”, “hayat böyle” gibi cümleler bu yorgunluktan kaçmanın kalkanlarıdır.
Bir başka neden de şudur: Merhamet kontrol edilemez. Ölçülemez. Performansa dökülemez. Oysa bu çağ her şeyi ölçmek ister. Kaç kişiye ulaştın, ne kadar etki yarattın, ne kazandın… Merhamet bu sorulara cevap vermez. Sessizce yapılır, sessizce kalır. Tanığı yoktur. Bu yüzden değersiz sayılır.
Merhametin zayıflık sanıldığı toplumlarda adalet de mekanikleşir. Kurallar vardır ama ruh yoktur. Doğru vardır ama hakkaniyet yoktur. Her şey yerli yerindedir ama kimse rahat değildir. Çünkü merhamet, adaletin vicdanıdır. O çekildiğinde geriye soğuk bir düzen kalır.
Merhamet, başkasının acısını üstlenmek değildir yalnızca; kendi gücünü sınırlayabilmektir. Herkesin yapamayacağı bir iştir bu. Bu yüzden merhamet yaygın değildir. Zayıflık olsaydı, herkes merhametli olurdu. Ama merhamet cesaret ister. İç disiplin ister. Kendini tutabilme gücü ister.
Belki de merhametin zayıflık sanılmasının asıl sebebi şudur: Bu çağ, güçlü olmayı incitme serbestliğiyle karıştırıyor. Oysa insanı güçlü yapan, başkasını ezebilmesi değil; ezebileceği hâlde vazgeçebilmesidir.
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.