Venezuela’dan Taipei’ye: “Yapamaz” denilen, yapılır mı?
Bu konu uzun zamandır aklımı kurcaladığından dolayı, farklı disiplinlerdeki uluslararası dostlarımla güzel bir online toplantı yapıp sohbet ettik. Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği ve Nicolás Maduro ile Cilia Flores’i birkaç dakika içinde ülke dışına çıkaran operasyon, sadece Latin Amerika dengelerini değil, küresel güçle ilgili referans ölçütlerimizi de sarstı.
Asıl soru artık şu: Bu yapılabiliyorsa, kimler yapabilir? Ve daha önemlisi: Nerede?
Genel kanı net: Çin bunu Taiwan’da yapamaz. ABD caydırıcılığı, radar ağları, ittifak sistemleri, ada coğrafyası… Hepsi doğru. Ama tarih bize şunu öğretir: “Yapılamaz” denilen anlar, büyük güçlerin en çok çalıştığı anlardır.
Çin’in Taiwan’a bakışı Venezuela’dan kökten farklıdır. Pekin için Taiwan bir “dış kriz” değil, tamamlanmamış bir iç meseledir. Bu psikolojik eşik, stratejik risk algısını kökten değiştirir. ABD için Venezuela’da Maduro’yu almak bir dış operasyondu; Çin için Taipei’de bir “baş kesme” hamlesi, devlet aklında iç düzeni tesis etme operasyonu olarak kodlanır.
Burada kilit nokta şudur: Çin’in böyle bir adımı ABD modelini taklit ederek değil, ABD’nin reflekslerini felç ederek atması mümkündür. Washington’un caydırıcılığı büyük ölçüde erken teşhis ve hızlı reaksiyon varsayımına dayanır. Oysa modern savaş artık “gürültülü” başlamıyor. Çin’in son yıllarda yoğunlaştığı alanlar, siber saldırılar, elektromanyetik karartma, yapay zekâ destekli yanıltma, bilgi akışının kesilmesi, tam da bu erken uyarı zincirini hedef alıyor. Radar görmek için vardır; ama yanlış şeyi görürse, kördür.
Bir diğer tabu da şudur: “ABD mutlaka müdahale eder.” Evet, edebilir. Ama soru ne zaman ve hangi bilgiyle? Eğer Pekin böyle bir operasyonu geniş çaplı bir tatbikatın, çoklu hava-deniz manevralarının ve eş zamanlı diplomatik krizlerin içine gömerse, Washington’un ilk saatlerde karşılaşacağı tablo net değil, bulanık olacaktır. Büyük güçler en çok bu bulanıklıkta hata yapar.
Ayrıca şunu da sormak gerekir: ABD gerçekten ilk kurşunu kimin sıktığından emin olmadan Çin uçaklarını düşürmeye hazır mı? Yoksa birkaç saatlik tereddüt, birkaç yanlış varsayım, geri dönülmez bir sonuca mı yol açar?
Taiwan’ın savunma kapasitesi küçümsenemez; fakat hiçbir savunma sistemi siyasi liderliğin ani kaybına göre tasarlanmaz. Bir devletin beyni, birkaç saatliğine bile olsa devre dışı kalırsa, askeri kapasite anlamını yitirir. Çin’in uzun vadeli stratejik sabrının, tam da böyle bir “an” için biriktiğini düşünmek zor değil.
Bu noktada asıl rahatsız edici gerçek şudur: Çin böyle bir operasyonu denemeye kalkarsa, bunun nedeni kazanacağından emin olması değil; kaybederse de bedelini ödemeye hazır olmasıdır. Büyük güçler bazen rasyonel hesapla değil, tarihsel zorunluluk hissiyle hareket eder.
Venezuela operasyonu bize şunu gösterdi: İmkânsız denilen şey, doğru anda ve doğru sessizlikte mümkün hale gelir. Taiwan meselesinde “Çin bunu yapamaz” demek, stratejik bir temenni olabilir; ama kesin bir analiz değildir.
Belki de asıl soru şu olmalı: Çin bunu yapabilir mi?
Ya da daha sarsıcı soru: Çin, yapmamayı ne zamana kadar sürdürebilir?
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.